Kaybetmenin o hazin hırıltısı takıldı ses tellerime
Okort tutmayan bir gevşeme biçimindeyim
Üzerimde kulak çatlatan bir sessizlik
Ve sensizlik ağır is tadı sinmiş bir gece
Ve parmak uçlarına bulaşmış izmarit kokusu
..
kanartır güz kelimelerimi,yanar kış
sararır tenin beklerim ağlamanı
ne zordur bilir misin kimsesizlik
sessizlik bakışların
2011 ekim on birinci ekim günü
kime yanarsın öyle
..
Bazen Gece’de susar,
Ve asıl korkunç sessizlik o zaman başlar…
Bir anlamı olmalı dersin sessizliğin,
Bağırırırsın çığlık çığlığa, karanlıkta erir sesin…
-Neredesin?
..
Hislerimi kağıda dökemem
Çünkü kağıtlar bile çürür derdimden
Anlatamam korkarım
Çünkü sessizlik çöker aniden
Gücüm yok bir adım daha atamam
Yıkılır kalırım; çıkamam kalbinden
..
Ben Sustum ki,Kulaklar Sağır.!
Ben Sustum ki,Sessizlik Çığlık.!
Varlığın Güzel,Sensizlik Ağır.!
Fayda edermi ki Çırpınışlarım.?
Gelmek istemeyen birini,
..
O kimdi 'biliyor' musun?
O, kavgadan sonraki sessizlik,
Yağmurdan sonraki gökkuşağı
Kıştan sonraki bahardı,
O aşktı...
(Aralık 2012)
..
İçimdeki sessizlik, çığlıklarını atarken
Zamanı bekleyen gözlerim,
Seni aradı yeniden
An bile donup kalırken,
Yine sendin içimde biriken.
..
Daha ne kaldı dünden geriye Çocuk.!
Hadi topla düşlerini, Sessizlik Seni Bekliyor.
Karanlıkları iyi ört üzerine
Kimse görmesin kanayan yanlarını.
Yoksa, yarın ilk oradan başlarlar kanatmaya hayatını,
..
Bundan sonrası sessizlik,
ve bundan sonra hiç bir şey,
ve sandım ki,
Acılardan kurtulmanın tek yolu,
Bu dünyadan göçmektir,
Öyle değilmiş ölünce anladım..
..
bir şiirle anlatılan için
ciltlerce roman niye
kelimeler varken
cümleler niye
sessizlik paylaşılabilirken sözler niye.
..
Hepsi sessizlik yüzünden
Hepsi
Bakışlarının donması ve gözlerinin dolması;
Kalbin ağrıyor,
Biliyorum
Elini başına dayayıp, önüne eğiyorsun
Kulakların çınlıyor ama sesleri duymuyorsun
..
Çokça sen azca ben içinde biz 10
Geliyorum. Yüreğim yağmurlu, gözlerimde sis bulutlarıyla geliyorum... Ne varsa konuş, ne varsa senden yana. Seni dinlemeliyim. Eksik bir yanın kalmamalı, şimdi anlat dinliyorum. Bunca zaman neler yaptın, nerelerdeydin. Korkularını bile bilmek isterim. Neler mutlu eder seni, yaşatmak isterim. Şiir sever misin? Ya şiirim olur musun? Sessiz kalma, uzun zamandır sessizim seni arıyordum. Şimdi konuş, susma, ne olur konuş. Aklından ne geçiyorsa, dinlemek isterim. Resim yapmayı sever misin? Sevmesen bile bir şeyler çizebilirsin. Uzun yollardan geldim. Senin için, seni görmek, seni dinlemek için geldim. Susamışsındır bir şeyler içelim. Ben çok sustum sen susma konuş, çok özlemişim. Hâlâ konuşmak istemiyorsun. Kendi içsel dünyanın içinde; kendine bile tahammül edemez hale gelmişsin. Susalım o zaman. Geçmiş zamanlarda bıraktığım gibi değilsin. Yıllar senide eskitmiş, yıllar seni senden etmiş. Susalım diyorsun susalım sadece, susalım şimdi senin yanındayım. Senin yanında senden uzaklarda susmuşluğumuzla...
Kimi zaman sessizlik, çok sesli bir korodan daha etkilidir.
..
Sessizlik içimi ürpertiyor
Kalem sesleri kulağımı
Sensizlik kalbimi yaralıyor
Yazdıklarım defterimi
2013
..
Kadınlar meze olmuş, bu namussuzluk kimin?
Toplum felce uğramış, şu hissizlik kimin?
Cemiyet sağırlaşmış, ya sessizlik kimin?
Bu vebalin altından, çıkabilir misiniz?
Şanlıurfa.17.11.2010
..
Ses senin kulağında mefta o an
Sen sesten öncede varsın sonrada
Unutma kardeşliğini, sesle olan
Seste sessizlik,manada
Ey mana...
..
Bir özlem bir hasret nasıl söylenebilir
Nasıl tarif edilebilir bir aşk
Boğazımda düğümler sıralanmış
Avuçlarım soğuk soğuk terliyor iken
Nasıl tarif edilir böyle bir sessizlik
..
yorulmuştum bi tanem..
hemde çoookkk...
bu yüzden....
"Sessizlik" istedim Yüreğim'de.
"Sensizlik" değil...
..
Zaman biter,gül solar,rüzgar esmez
Su akmaz,ses biter,
Uluorta bir ömür,bakan susar,
Seni çıldırtır,
Beni anca keser bu sessizlik...
..
Uzaklığın zor geliyor bana. Ne mesafeler ne km.ler. nede ayrı şehirler. Ruhun bir kaçkın, gözlerin bir camın arkasında gizli, kalbin önünde buzdan bir duvar misali dikili, kelimelerin bir karanlık inmiş ve aydınlığını yitirmiş bir nehir gibi. Uzaklığın zor geliyor bana. Artık benim değilsin sanki. Kapıların ardından gizlice fısıldar gibi cümlelerin başkaları duymasın ve sezmesin bizi. Oysa hiç çekinmezdin gök kubbedeydi tüm sesimiz. Toprakta taşta havada suda tüm tınılarda biz vardık ve eskidendi sözünü eklemek bana çok zor geliyor şimdi. Bölüştürmen bize ait olanları ve benim dediğim bizim dediğimiz her şeyin yavaş yavaş kayıp gitmesi. Sevilmelerin kavuşma ve ayrılıkların tüm sevinç ve kırgınlıkların sıcaklığını yitiren bir mangal gibi yavaş yavaş küle döndüğünü izlemek şimdi bana düşen. Bir demlik çayın buğusuna karışan sohbetleri bölüştürmekte varmış, ve yerimi yavaş yavaş soğumaya bırakıp kalkıp gitmekte yazılıymış. Uzaklığın zor geliyor bana. Sıcaklığını yitiren ve bir örtüyle üstü örtülen evler vardır. Artık yaşanmayan ve anıların saklı kaldığı terkedilmişliğin küflü kokusunun sindiği duvardaki resimlerin çivilerinden düştüğü yalnızlığın rutubet gibi damladığı evler gibi mi olacak beraber döşediğimiz ve her noktasında bizden bir parça bıraktığımız yuvamız. Sesinin duyulmadığı senin ve benim cümlelerimizin geçmediği bir sessizlik mi kalacak şimdi bana. Oysa ben sesini duymadan nasıl yaşarım, sesine inen perdeyi görüp de nasıl sabahları bekler geceleri özler nasıl nefes alırım. Benim dediğim ve sen olduğum biz kelimesine düşen karanlığın sesine inen bu gölgenin yalnızlığına nasıl dayanırım. İki kişilik bir yaşamı yazan satırları okurken aklımdan geçen korkuların yüzüne çarparken ellerimden yitene nasıl kahrolmam. Bir buz parçası gibi eriyoruz işte. Damla damla kan kaybediyor artık bizim olanlar. Ahhh sevgili sen bilmezsin bu uzaklığının, bu kapılar ardından gelen fısıltılarının, bir camın ardında kalan solgun ruhunun ve duvarların ardındaki güneş açan yeni sabahlarının nasıl içimi darmadağın ettiğini fırtınalar estirip beni parça parça savurduğunu. Bu evde ördüğüm duvarları benden km.lerce uzak sende görüp anlamamak mümkün mü. İşte asıl acı bu gerçeğin şimşekler gibi durmadan düşlerime çakması. Kalbimin durmadan dumanlı gri bulutlara yoldaş olması yersiz değil içimdeki ince sızının son ses çınlaması boş yere değil. Ayrılık ayrı düşmek değil, ayrılık adı konmuş bir hikaye değil, ayrılık yalnız uyanmak değil; ayrılık kapıların ardında kalman ayrılık gönlünü başkasına açman, ayrılık bizim olanı sıyırıp yenilere yer açman, ayrılık yeni heyecanlarla güne uyanman. Ayrılık bu işte, önüme bu duvarı koyman. Buluşup söylediğimiz türküleri düşünüyorum da şimdi kırık bir sazdan dökülür gibi notalarımız. Ahhh sevgili biz artık bir çocuğun eskimiş ve duvara asılmış ilk sazı gibiyiz.
..
Pembe akşamların bitişiyle başlayan bir gece daha sarıyor beni binbir parmaklı kollarıyla. Günartığı paketimde kalan, ateşi filtresine yaklaşmış son sigaramın son dumanlarını dolduruyorum zift duvarlı cığerlerime.
Pembenin siyaha karışmasıyla morumsu maviye çalan yaralarım deşiliveriyor birer birer. Sensizlik zor. Akrepsiz ve yelkovansız saatimde saniyeler yanıp sönüyor, zamanın tik taklarını bile duymaktan yoksunum.
Dışarıda sessizliği korkutan bir sessizlik,içimde inanılmaz bir fırtına... Gecenin ta kendisini yaşıyorum. Sen yoksun... hayalin avutmuyor beni. Uyku akıyor gözlerimden. Bedenim bana cephe almış yaşatmak istemiyor bu tarifsiz anları. ''Uyu! '' diyor ruhumun derinliklerinden gelen bir ses ''uyuuu! '' Uyuyamıyorum. Sensizlik zor, sesizlik dayanılmaz.
Sana olan özlemim o kadar büyük ki özleminle doldu taşıyor zavallı yüreğim...
ÇIK GİT, ÇIK GİT YÜREĞİMDEN ÖZLEM KÖTÜ ŞEYLER YAPTIRACAKSIN BANA! ! !
..



