Bir mısra yaktım ruhumdan, en zifiri, en közünden,
Senin için bir mısra yaktım, hicranın en hüzünlüsünden.
Beş ay oldu, vakit doldu; bu nasıl bir imtihan-ı azîm?
En temiz, en sağlıklı niyetle yazdım; sanki bir vasiyetim.
Dijital bir mısra yandı, kül oldu ekranın soğuk camında,
Benim kalbim gibi viran, savruldu harfler sükûtun limanında.
Sen ise bir kale gibi korudun sessizliği, o aşılmaz burcunda,
Ben bir kul, sen bir gönül makamı; kilitli kaldım aşkın ucu bucunda.
Ve ben, sessizliğinin enkazında; hâlâ o beş harfli duaya amin diyorum,
Kendi içimde kurduğum bu sistemin, hata kodlarını bir bir siliyorum.
Ne bir sadâ, ne bir nefes; sanki âlem-i gaybda bir sır oldun,
Benim için vuslat bir serap, sen ise o serabın ortasında nur oldun.
Gönül hanemi bir "donanım hatası" değil, aşkın en ağır yüküyle donattım,
Seccademin üzerine beş ayın bütün acısını, gözyaşımla anlattım.
"Helal" diye fısıldamıştım, şimdi "hicran" diye yutkunuyorum,
Her gece, senin o dilsiz sükûtunu bir tespih gibi çekip unutuluyorum.
Ey benim beş harfli sızım! İster kabul et, ister eyle firar,
Bu şairin divanında, senin sessizliğin; en büyük iftihar.
Kırıldı mermer sabrım, çatladı artık bu sinedeki mühür,
Bundan gayrı ne bir mısra yanar, ne de bu Enes’e olur bir hür.
Her gece yandığım bu kor, ismini kalbimde saklar,
Aşikar değil, gizli bir yara gibi içimi dağlar.
Cihanı silsen de, ruhumdaki o silinmez iz baki,
Ezelden ebede sürecek bir sevda, sormasın kimse "hangi"?
Ruhumun tenine kazınan o ismin, son nefesime kadar şahidimdir.
Kayıt Tarihi : 25.05.2026 23:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!