Uzatır mısın avucunu avuçlarıma.
Yaslayabilir misin başını başucuma.
Uzattığım dudağımı öpebilir misin.
Mutluyduk o gün, kararımız bugün sevgilim.
Bir Pazar akşamı paylaşıyorum bunları.
Ayın yüzündeki resim, sanki senin gözlerin.
Kısılmışçasına bakar, ardından bulutların.
Tüllerimden geçen sensin, endamla güzelliğin.
Serdim yere kilimleri, benim yanımdır yerin.
Çoğaltalım sevgimizi, alevlerin sesiyle.
Dün öğrendim vefat ettiğinizi.
Anca bugün yazar parmaklarım.
Çok samimiyetim yoktu sizinle.
Ona, han fendi demiştim izinle.
Tanışmıştık ortam Net, bir radyoda.
Yanımda olmanı isterdim soğuk kış günlerinde.
Alışkanlık mı bu, tutkumu bu seni özlüyorum.
Benliğimde gitmiş seninle beraber uzaklara.
Koynunda uyumayı isterdim sabahlara değin.
Hiçbir şeyim kalmadı bu dünyada senden başka.
Yine hava karardı, yemek vakti.
Masada iki tabak, iki çatal ve bir kişi. Sandalyede iki.
Alışkanlık iş de, alıştırmışım kendimi hep ikiye.
Hala biletleri bile iki alıyorum. Sinema, tiyatro, hatta otobüs.
Her an geleceksin diye,
Yolda yürürken solumu boş da bırakıyorum.
Neler düşünmüştüm soğuk kış günlerinde. Bilir mi sin?
O buz gibi oda,
Bekâr odası olan vira hanem de.
Soba bile yakamazdım.
Hem baca yoktu, hem de kıyamazdım.
Alamadığım kömürü, yakmaya.
Yuvasız kuş gibi bir garip adam.
Yolunu kaybetmiş arar cananı.
Sabır diyorsun ya kalmadı bitti.
Bekliyor gözlerim senin gelmeni.
Üşüyoruz konuşamıyoruz bu havada.
Donan kulaklarımız duyamıyor.
Sevgi dolu sözcüklerimizi.
Ellerimiz tanıyamıyor, dokunamıyor vucudlara
Kaskatı olmuş dudaklarımız,
Papatya gibi açtım kollarımı.
Seviyor sevmiyor diye kopar bak.
Gelince ilkbahar arkası da yaz.
Seviyor seni iş de bak bu beyas.
Şarkıdan fal tutma, yerine elim.
Özledim tenindeki, sana ait kokuyu.
Yar yanına gelince, soracağım soruyu.
varmısın ömür boyu, yürüyelim kolkola.
Dolduralım sevgiyle, bahçedeki koruyu.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!