Günaydınlı sabahın aydınlığı,
Işıltısı ile vurmuştu
Mahmurlu gözlere.
Son bir kez daha sarıldı,
Güneş den yanmış bedene.
Varsın olmasın be güzelim cevabın evet.
Saymıyorlar kimliğimi hükümsüz diyerek.
Çok hata ettim bu dünyada seni severek.
Mürvet mezar, kara toprakla sevişeceğim.
Giderken bıraktığın izleri sildim.
Temizledim her yeri beynimde dâhil.
Silinmeyen tek şey kaldı anla artık.
Solgun tenimdeki o dudak izleri.
Yazdığın mektupları da yaktım bugün.
Uyuyamıyorum gittiğinden beri.
Götürdün uykularımı da sen o gün.
Sevmeyi de unuttum o günden beri.
Karşıma çıkan her kes aynı sen gibi.
Üç günlük dünya dedin aldın götürdün.
Toplamaya başladı masadaki tabakları genç adam.
Ardından tuzluk,çay bardakları,demliği.
Gazete ile beraber ekmek kırıntıları da.
Sildi ardından masayı da bir güzel.
Sonra yıkarım dedi bulaşıkları da.
Bekler ustalar.
Soğukta mı kaldın ellerin titriyor?
Donmuş kirpiklerin beyaz renge bürümüş.
Gömülmüş dizlerin karlar içine.
Kolay değil eksi yedi derece bu.
Kalbin! Hala sıcak mı söyle be gülüm.
Bir yerin hatırası der arkadaki yazı.
Sen ben ve çocuklarımız birde annem var.
Soğuk karlı günlerimde beklerim seni.
Bir fotoğraf karesinde düşledim bizi
Canlıydı sana verdim, kırmızı gülü.
İstedi damla damla bir yudum suyu.
İncitmedim goncayı, solmasın diye.
Bir gülün vardı bende, kurudu kaldı.
Sakla diye verdindi, kalbimi açtım.
Görmüştüm seni seke seke giderken.
Gözlerinle beni inceden süzerken.
Sanki kuğu gibi göllerde yüzerken.
Bir beyaz güvercin, omzumda tünerdin.
O güzel renginle beni fetih ettin.
Dolaşıyorum gecenin bir yarısında,
Hatta ikinci yarısı.
Ya da o da bitti.
Belki ilavelerde.
Yalnız, sensiz ve de sensiz,
O şehrin sokaklarında.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!