Gönlümün saklısı hükmederken beynime,
Dilimin lisanı değişti.
Sükut ettiğim yeter artık!
Ne olur çığlığımı duyun!
Ne diyebilirim ki diyenler...
Öyle viraneyim ki;
Ne yaşamayı biliyorum ne yaşatmayı.
Tutsak kaldım geçmişin izinde,
Ne çıkabiliyorum ne yol alabiliyorum.
Gönlümün tutsaklığı ateş gibi,
Yağsın yağmurlar üzerine aşkın,
Islatsın ruhu ve bedeni,
Mahremi olmasın aşkın,
Dokunsun gönül köşküne bir serçe.
Onun adı katre olsun,
Bakir duyguların bozulmasın,
Sankisi olmasın gecelerinin,
Sen sev meleğim,
Yaşanacak hayatları sen kurtaracaksın.
Yazgılarını yaz bu şehre,
Saatlerim tükendi
Günlerim bir bir gitti,
Takvim yaprakları gibi ömrüm,
Koparılıp bitti.
Şimdi çok uzaklardayım.
Zambaklar ülkesine selam söyle.
Mevsimi geçmesin gençliğinin.
Çeşit çeşit rengine gönül ver.
Dünleri,
Nasırlaşmış elleri,
Sımsıcak yürekleri,
Rüzgarı, yağmuru
Bereketi düşlüyorum.
Masumdur bütün çiçekler.
Açılmayan çiçekler açılsın.
Güller gülümsesin bize .
Gonca gül açsın bereketlensin güneş dolu günlere.
Annesine özlem duyan çocuklar kavuşsun annesine.
Mevsimlik işçilik bitsin .
Ey gönlüm!
Biliyorum hüzün kapını çalmadan kırdı,
Yazmak da çare etmiyor sana,
Zirveler ve çöküşler aynı anda kapında,
Aradın durdun acılarla örülmüş kimliğini.
Hastayım hekimim nerede.
İnce hastalık eritiyor beni.
Şifa arıyorum yaban ellerde.
Hastayım hekimim nerede?
Ben nedeyim şimdi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!