Ben şehirlerin en ırağında
bir dag yamacında yaşamak isterim.
Bahçesinde bir kırmızı gül olsun
Sen ol yanımda benim.
Aylardan eylül olsun
Ruhum dedi ki bir şeyler edelim,
Aşka dair sana dair
Alıp heybemize umudu
Koklayıp bahar sevdalarını memleketimin
Haydi kalk ne olursun
Ah benim ellerim
Bir lokma ekmek için nasırlaşmış avuçlar
Ah kızlar sizi görünce yüreğim sızlar.
Hani o kıyılarında ıslandığımız şehir
Nerdesiniz kimlesiniz söyleyin ne olur.
Hani işçi evlerinde hüzünlenir akşam
Sevmekten öte kabullenmek lazım.
Ben seni kabullendim biliyorsun.
Kırmızı bir gece gibiydin benim için.
Seninle devrimci şirler okuduk
Korkan şiirlerdi bunlar.
Korkulur ölümden ölüm bilinmezliklere götürür ruhu
Geride kalanlar kısa bir müddet misafirdirler bu yaşamda
Tanrı onlarıda çağıracaktır o meçhuliyetin zirve yaptığı bilinmezliğe
Herkes kendi doğrularını önemser
Çogumuz yanlış sularda kulaç atarız
Ben meçhüldeyim sende öyle
Köhne yolculuklar içinde küfe deyim.
Bilinmez kabirler dolaşır usumda
Yitik öksüz işçi sofralarında aç kalkar yüregim.
Sevişir tüm hayelleri gözlerimde
Yorgun bakışlı kadınlar ve aşk
Önce ölüm buldu yanlızlıgımı
Esmer bir korku göz bebeklerinde
Bir kadın bakıştı korkusuzca gecede.
Hani devrimci aykırı ve karşıt
Nasılda anlamıyoruz insan denen varlığı
Kalıplara sokuyoruz şu bu diyoruz
Özü görmüyoruz biraz Müslüman biraz garip
Hiç gelmeyecek birini özlemek
Kaçıp gitmek korkularına zamanın
Ayak basılmaz kabirliklerde dolaşıp
acıya tuz basıp yudumsayıp ağlamanın.
Hiç olmazmı bu gülereken ağlanmazmı
Tanrı ölümü avuçlarımızın içine koydu
Biz anlamadık yıkamadık ellerimizi
Memeleri kara bir zülüm bizi kandırdı.
Yaşamı sonsuz sandık. İşçi evlerinde öldük biz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!