Ölüm ölüm derler, yıkar haneyi
Daha da acısı, var mıdır söyle
Bir çırpıda siler, onca seneyi
Bu dünya insana, yâr mıdır söyle
Altmış yetmiş seksen, belki de doksan
Vıcık vıcık yağ olup da akanlar
O yağda patiniz, kayacak birgün
Yüzünüze, kanmış gibi, bakanlar
Yağlı sözünüze, doyacak birgün
Çatal dillisiniz, zehirli yılan
Kim ne derse desin artık aldırmam
Duramam yoluma bakar giderim
Kimsenin derdine başım kaldırmam
Coşan seller gibi akar giderim
Sonunda muradınıza erdiniz
Yaslamış sırtını koca Sorgun'a
Böyle nazlı nazlı bakar Mükremin
Meydan okur gibi onca yıllara
Bizleri kendine çeker Mükremin
Yürekte sevgisi artar eksilmez
İftira taşıyan, geminiz yattı
Yalanla okyanus, geçilmez paşam
Çırpındıkça daim, hep dibe battı
Dürüstlüğe paha, biçilmez paşam
Bu yarışta haddinizi aştınız
Mal peşinde koşan görmez rahmeti
Sana meyledenler çeker zahmeti
Nimetlerin unutturdu ahreti
Zalimin düşünde kalansın dünya
Geç anladık sen de yalansın dünya
Yüreğime yaraları açan yâr
Senin de ciğerin yanacak bir gün
Ben geldikçe köşe bucak kaçan yâr
Ecel kuşu sana konacak bir gün
Aşk'ın sularında elbet çağlarsın
Kimisini yağ, bal ile ondurdun
Hep dört ayak üzerine kondurdun
Kimisinin ocağını söndürdün
Hay ağzına yandığımın dünyası
Birisine sundun, köşkler konaklar
Yaş kemale erdi vakit daraldı
Sevdan ağır geldi çökmekteyim yâr
Gönlümün çiçeği ayazda kaldı
Yavaş yavaş gazel dökmekteyim yâr
Beni bekler sonsuzluğun limanı
Yalnız geçen bu ömrüme
Gel deyince gelmez misin?
Boşta olan şu gönlüme
Gir deyince girmez misin?
Seni gördüm gitti aklım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!