Senden sonra ben…
aynı ben değilim artık.
Bir sabah eksik uyandım hayata,
bir yanım gece kaldı,
bir yanım hiç doğmadı.
Aynalar yüzümü tanımıyor,
bakıyorum… ben yokum.
Gözlerimde senin gidişin,
dudaklarımda yarım kalmış bir “kal”…
ama sen çoktan gitmişsin.
Senden sonra ben
bir şehrin susmuş haline benzedim;
sokaklarım boş,
ışıklarım sönük,
ve her köşe başında
adını fısıldayan rüzgârlar…
Yürüdüm… çok yürüdüm,
kendimden kaçmak ister gibi.
Ama her yol sana çıktı,
her durak sen oldun,
her susuşta sen konuştun içimde.
Bir eksik var içimde balım,
adı yok…
ama acısı her yerde.
Dokunsan kırılacak bir şey değil,
kırılmış da toparlanamamış bir şey…
Senden sonra ben
sessizliği öğrendim en çok.
Kalabalıklar içinde konuşmadan durmayı,
gülmeden yaşamayı,
yaşarken eksilmeyi öğrendim.
Bir zamanlar “biz”dik…
ne kadar kolay söylemişiz o kelimeyi.
Şimdi “ben” bile ağır geliyor dilime,
çünkü içinde sen yoksun.
Sen gittin…
ve ben,
gitmeyi hiç bilmeyen bir adam olarak
kaldım yerimde.
Ne seni unuttum
ne de kendimi bulabildim.
İkisi arasında asılı kaldım;
bir hatıra kadar eski,
bir yara kadar taze.
Ve şimdi…
gecenin en sessiz yerinde soruyorum:
Senden sonra ben kimim?
Bir yarım mı?
Bir suskunluk mu?
Yoksa hâlâ seni bekleyen
o eski ben miyim…
Kayıt Tarihi : 13.04.2026 00:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!