Bir öğretmen düştü bugün,
Bir sınıfın ışığı söndü ansızın.
Tebeşir tozu hâlâ tahtada,
Ama sesi yok artık sabahın.
Koridorlar ürkek, duvarlar mahzun,
Sıralar boynunu bükmüş bugün.
Daha dün “evladım” diye seslenen dil,
Bugün toprağa emanet, sessiz ve üzgün.
Bugün bir koridor kanadı, kan koktu duvarlar,
Bir öğretmen düştü yere, sustu bütün baharlar.
Kalem bekleyen o genç elde neden bıçak var?
Bu nasıl bir karanlık, bu nasıl bir dert, ahlar?
On yedi yaş… Daha umut demekti aslında,
Hayal kurmak, yarınlara yürümekti aslında.
Hangi öfke büyüdü kalbin tam ortasında,
Hangi boşluk çürüttü vicdanı başkasında?
Evler aynı ev değil, odalar ayrı dünya,
Aynı çatı altında yabancı anne-baba.
Sofralar sessiz şimdi, gözler ekranda boğuk,
Sevgi yerine soğukluk, merhamet yerine kuşku.
Kayıt Tarihi : 4.05.2026 21:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir öğretmenin toprağa düşüşü, sadece bir canın değil; bir sınıfın, bir umudun ve bir vicdanın da sarsılışıdır. Bu şiir, acının ardındaki sessiz çığlığı, kaybolan merhameti ve yeniden düşünmemiz gereken insanlığı anlatıyor. Bazen bir kalemin susuşu, bin sözden daha ağırdır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!