"Ya Resulallah... Heybemde sadece kırık bir kalp ve kimselere anlatamadığım bir suskunlukla kapına geldim.
Dünyanın gürültüsü ruhumu yormuşken, Senin sükûnetine ve merhametine sığınıyorum.
Gözümden dökülemeyen her damla yaş, yüreğimde birer hicran yarası oldu; onları birer niyaz gibi huzuruna seriyorum.
Beni benden daha iyi bilen Rabbime, Senin hürmetine el açıyorum.
Kimsenin görmediği o kuytu sızılarımı, Sana olan hasretimle harmanladım.
Dermanım Senin şefaatin, sığınağım Senin sünnetindir.
Varsın dünya sesimi duymasın, yeter ki bu garip gönlün iniltisi Senin gül bahçene bir rüzgâr olup ulaşsın."
Gönül tezgâhımda işlenen bu sancılar, belki dilde kelam olamadı ama ruhumda birer feryat oldu.
Kimse duymasın, kimse bilmesin bu gizli hicranı; yeter ki Senden gelen bir esinti yüreğimdeki yangını soğutsun.
Şefaatin, karanlık gecelerimin sabahı; sünnetin ise bu fırtınalı denizde benim yegâne limanımdır."
Kimsenin bilmediği, en yakın dostun dahi vakıf olmadığı o kuytu yaralarımı, Sana olan o ezelî hasretimle harmanlayıp huzuruna seriyorum. Dermanım, mahşer günü müjdelediğin o şefaatinin bir zerresi; sığınağım ise bu fani ömürde Senin nurlu yoluna olan bağlılığımdır.
Varsın dünya beni unutsun, varsın kimse bu gönül yangınımı görmesin; yeter ki bu mahzun kalbin iniltisi, Senin gül bahçende bir seher yeli olup essin ve Senin şefkatine emanet olsun."
Gökhan Öztürk
Gökhan Öztürk 3Kayıt Tarihi : 29.03.2026 20:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!