GÖRÜŞ GÜNÜMDE KANSEV ve DERNEK ÜYELERİ VARDI...
Merhaba saygıdeğer gönül dostlarım. Acı ve tatlı anılarımdan İnşallah rahatsız olmuyorsunuz dur. Duygularımı sizlerle paylaşarak bende moral bulmaya çalıştım. Dünya da yılda on milyondan fazla ölümle sonuçlanan kanser vakıası maalesef ülkemiz dede yılda yüz binden fazla can almaya devam ediyor. Bir kanser hastası olarak gerçekten ölümden korkmuyorum ama amelsiz kul hakkıyla borçlu gitmekten korkuyorum. Allah demek ki bizleri çok seviyor ki hastalıkla imtihan etmektedir.
İnşallah Rabbıma olan kulluk görevlerimizi yerine getirerek huzuru mahşerde mahcup olmayız. Ameliyat sonrası KEMOTERAPİ aldığım için doktorumun da ikazı üzerine on dört günlük ziyaretçi yasağına uymaya çalıştım. Tabi ki bu süre zarfında gönül dostlarımdan beni görüp gönüllenmek isteyenler oldu. Onlara da karşıdan el sallayarak diyalog kurmaya çalıştım. Bazen maske bile yetersiz kalmaktadır.
Tüm hastalar şifa bulmak istiyorlarsa enfeksiyon kapmamak için çeşitli önlemler almaları gerekiyor. İlaç almadığım günleri fırsat bilerek gönül dostlarımla da bire bir görüşebilmek için Türkiye de benzeri olmayan maddi imkanlarımla oluşturup kırk dört yıllık arşivimle içini dekora ettiğim, Türk dünyası şair ve yazarların katılımıyla açılışını yaptığım Zekice kültür ve sanat evimde de misafirlerimi ağırladım.
..
ALMANYA KAPADOKYA KÜLTÜR DERNEĞİ
ve
KÜLTÜR VE SANATIN SEVDALISI
MÜMÜN ULUÇ
Mustafa CEYLAN
..
Kudretini gördüğünde elimdeki kalemin
''Sanat sanat içindir''diyen şair UTANIR
Mükafatı yazmaksa çektiğim işkencenin
Yazmak için çekerim işkencecim UTANIR
Kader dedik dayandık her türlü işkenceye
Dayandıkça devleştik zor geldi bu cüceye
..
Bu yol sanat yoludur
Nazımlarda talebe,nesirlerde
Bu yol onat yoludur
Öğrenende talebe,öğretende
19/06/2015
..
Dünyanın işlerinden
Sanat kimin neyine
Bir ekmek kavgasındayız.
Günler koşuşturmaca,
Günler telaşta,
Günlerimiz stres dolu
Günler hüzün
..
Kimi amatör kimi de profesyonel
Kimi resim yapar kimide heykel
Kültürümüz için gel sanata gel
Lütfen SANATA SAYGI DUYALIM
Sanatçılarımıza destek çıkalım
Müzik,ilahi olmazsa ruhun gıdasız
..
Sordum, üstada: Sanat yeğilsin! diyor,
Hakkedinin önünde eğilsin diyor.
Güne gelen şiiri beğenmiyorsan
Yorum yazmak zorunda değilsin diyor.
..
Güzelliğini izah edemez hiç bir sanat..!
Çoktur hayallerinde seni hasretle saran.
Kainattaki tüm yarattıklarına inat,
Yüce yaratan dahi sana bir başka hayran......
..
Örf ve adet kalmadı,
Sanat oldu açıklık,
Avrupa’dan bulaştı,
Çoğaldı ahlâksızlık.
(1994)
..
Şiirler ki mesajdır bazen de bir eğlence,
Bir kısmında sanat var bir kısmı da dinlence…
Ciddi olmak gerekir, uzaylılarımız var,
Dost veya düşman olan, yardımcılarımız var…
(2009)
..
Düşünceye sığmıyor…
İnsan, hayat, kâinat!
Hiç sahipsiz olur mu?
Bu mucize’i sanat!
(1994)
..
Önce büyük bir otoyol geçti ıssız araziden. İn cin top oynayan dağlar dereler araba sesleriyle canlandı. Sonra bir hızlı tren yolu yapıldı; en ıssız yere de bir istasyon kuruldu. İstasyon yakınlarındaki daha önce değersiz olan arazi birden değer kazanıverdi. Oraya en yakın ilçenin zenginleri köylünün elinden ucuza arazi kapatıp, hemen inşaat yapmaya başladılar. İnşaatlar başlayınca, işçi çadırları, barakaları kuruldu. Birileri köfteci barakası, çaycı barakası yaptı. İşçilerin kazançlarının bir bölümü onların geçimini sağlayacaktı. İşler geliştikçe, birisi bakkal açtı, ekmek sebze; hatta içki de sattı. Birileri de gidip bir mescit işine girişti; çevre köylerden para topladı devlet kurumlarından yardım aldı. Çaycıdan köfteciye kadar herkes, kendi çapında kazanıyordu. Tümünü besleyen oradaki işti. İşçinin çalışmasıydı orada yaşamı var eden, patron da kahveci de bir sistemin unsurlarıydı. Çevredeki yiyecek artıklarını yemek için başı boş köpekler kediler bile gelip kendi düzenlerini kurdu. Nazım’ın dediği gibi, ”yapıcılar türkü söylüyor / yapı türkü söyler gibi yükselmiyor ama. ” Patronlar yapılan işten büyük paralar kazanacak, oraya yerleşen küçük tezgah sahipleri de küçük paralar kazanacak. Bütün bunların kazanılma noktası yapı işçilerinin emeğinden başkası değil. Ne emeklerinin karşılığını alacaklar, ne de hayatın sürebilmesi için gereken yeme -içme karşılığında harcayacakları para mutlak olarak sistemde bu gereksinimlerin tam karşılığıdır. Hikaye uzatılabilir, hatta bir film bile çevrilebilir bu hikayeden. Oraya gelip köfte satanların çaycıların rekabetini de katmak gerekir.
Bozkırın en ıssız yerine bir hayvan leşi düştüğü zaman, yaşam onun ölümü üzerinde kendi macerasını sürdürüyor. Çürüyen leşin kokusu bazı canlıları uzaklaştırırken, pislik kendi sistemini kuruyor. Binlerce organizma, kurtçuk kendi dükkanını açıyor leşin üzerine. Leş kargasından çakala uzanan zincirde kıvıldayan kurtlar da artık doğanın bir parçası olmuş, bir zamanlar canlı olan bir hayvanı dönüştürüyor.. Kendi payını kapma savaşımı veriyor herkes. Kuşkusuz bozkırın bir yerlerini sulayıp bahçe yaparsan, yaşam bu kez de oradaki sisteme göre devinimini sürdürecek. Ağaçların yanında karınca ocaklarında karıncalardan, sebze böceklerine kadar uzanan, köstebekli, kirpili kaplumbağalı bir dünya kuruluveriyor. Ağaçların dallarında, daha önceleri oralarda olmayan kuşlar ötmeye başlıyor.
(insan ilişkileri buna benzemiyor mu biraz da. Böylesine bozuk, çürümüş ve adaletten uzak sistemde insanlar yaşamak için adeta birbirini yemiyor mu. Çıkar duygusu çoğu zaman sırtına dostluk, arkadaşlık, aşk kisveleri giymiyor mu. İnsanlar dostluklarının, arkadaşlıklarının, aşklarının aslında öyle olmadığını anladıklarında çok geç olduğunu da fark etmiyor mu. İnsan insanı yağmalaya yağmalaya yaşıyor; duygularına, umutlarına, hatta özveri gibi gayet insani özelliklerine kadar.
Hele bir de biten bir ilişki, ölmüş bir cesede benzemiyor mu. Bittiği yerde bitirmezsen kokuşmaya başlıyor artık. Giderek bir zamanlar var olan güzel şeylerin yerini çürümenin dehşetli tiksinci alıyor. Konuyla direkt ilişkili olmamasına rağmen yukarıda verdiğim örnek bana ikili ilişkilerdeki çürümeyi de çağrıştırdı.)
..
Sanat ki ALLÂH (c.c.) için, tevhit onun birliği,
Rahmani bir ilhamla, seç Muhammedîliği (s.a.v.) …
Hiç kaybetmeyeceksin, ufkun genişleyecek,
Kur’an aydınlığında, ruhun Hakk’a gelecek…
(2000)
..
Sanat ki ALLÂH (c.c.) için, tavsiyemdir şahsıma,
Şahsım aydınlanmakta, Hakk’ı uygulamakta…
Kur’an’a hayranlığım, tat katar yaşantıma,
İnşallah yazacağım, tak etmezse canıma…
(2000)
..
Kültür sanat tanımaz, tanısa da katleder,
Maneviyat anlamaz sanal, der inkâr eder…
Kötülükten bıkıldı, gizleme hakikati,
Aralarını kaldır mahvetme tüm dikkati…
(2009)
..
Şair daima mutlu, hakikati öğrenmiş,
Rab’biyle yakınlaşmış, nefsini engellemiş…
Nefsine hitabında, ruhu da yararlanmış,
Onun tarzı şiirdir, sanat olarak yazmış…
(2009)
..
Kahredici aralar şahsıma bir hakaret,
İçinde hiç bir şey yok ya kapat ya da terk et!
Bilim, dersen konulmaz sanat dersen karşıdır,
Anladım televizyon batılın yarışıdır…
(2009)
..
Sanata sanat dersin fakat sen iflas ettin,
Bir şair olamadan, şairliği terk ettin…
Artık yazamıyorum, artıktan da hoşlanmam,
Her şey yeni olmalı, yenilikten anlamam…
(1996)
..
ANTOLOJİMİZ ÖDÜL ALDI - TEŞEKKÜR
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ŞİİR ANTOLOJİMİZ JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLDÜ
Zeytin Dalı Kültür Sanat Grubumuz adına yaptığımız çalışma olan Çanakkale Şehitleri Şiir Antolojisi 2008 Sabit İnce Jüri Özel Ödülüne layık görülmüştür.
Antolojide şirileri olan şairlerimizi ve grubumuzu kutluyor, birlikte nice başarılı çalışmalara imza atmayı diliyorum.
Ödüle layık gören yetkililere teşekkür ediyorum.
..
Eldeki maharetin, gözdeki güzelliğin
O eşsiz sırrın adı sanat olmuş
Masmavi, sonsuz göklerde uçmanın
Sırrı, bir çift kanat olmuş
Sonsuz arzuların, isteklerin bitimi
..



