Cuma akşamları şairler şiir okuyor,
Kayseri güzeldir, kültürle, sanat kokuyor,
"Yoğunburç Kültür Evi"ozanlar otağıdır.
Şuara burada sakarya olmuş akıyor.
..
Sana Savaş Açmışlar
Yüklen hemen; bilim, sanat ve birlik silahlarını; savaş var, savaş var!
Fakirlik, cahillik ve bölücülük düşmanları; sana savaş açmışlar.
Berlin, 8 Eylül 2010.
..
San'at denilen mefhûm, madde ya da taş değil
O ruhun ihtiyacı, aç mîdeye aş değil
Kasım/2016
..
Kendileri farkında olarak ya da olmayarak, bilerek ya da bilmeyerek sanattan, edebiyattan, şiirden, şair ve yazarlardan beslenen sanat erbabı, yöneticileri, moderatörleri canları sıkıldığında, egoları okşanmadığında tırnaklarını çıkarıp birkaç tuşa basarak vandallıklarını göstermekte hiç duraksamazlar.
Vandalistler için önemli olan obur iştahlarının önüne sürekli gelmesi gereken ürünlerdir. Yazarlardan, şairlerden beklentileri budur. Gelen ürünlerin niteliği onları çok fazla ilgilendirmez. Bir yandan sisteme karşı çıkar gibi görünüp, öte yandan tüketim toplumunun birebir izdüşümü olan “durmadan tüketilip atılması gereken ürünler” olarak kabullenirler sanatsal yaratıları.
Bir yazarın, şairin birkaç ay suskun kalması affedilmezdir. Vandalistin iştahla beklediği mezelerin ardı kesilmiştir. Haddi bildirilir hemen, birkaç tuşa basarak. Savaşlara, yoksulluğa, adaletsizliğe, sömürüye karşı mücadelenin bayrağını en yüksekte tutar gibi görünen Post-Modern Vandal, bütün bu kötülüklerin sürmesi için tüketim toplumunun çarklarını yağlayan “tık”ların tıkır tıkır tıklamasından öte bir şey düşünmez. Aylarca, yıllarca göklere çıkardığı, yücelttiği şairini yazarını on saniyede çöpe atarken duyduğu hazla tatmin olur.
..
el-Musavvir
Hayran oldum gördüklerime,inceden ince bir sanat
Görmediklerim nedir ki? ! ! ...ey! ruhum sen anlat
..
Şairin Günlüğünden..(şairce Düşüncelerim)
Yer yüzünde insan topluluklarının millet halinde,
yaşamalarını sürdürmekte olduğu tarihi bir gerçektir.
Her insan kendi varlığını sürdürmek için devamlı çalışmak,üretmek,insanlarını mutlu kılmak için yaşar.bu çalışma azmi eğer kutlu bir kaynaktan beslen messe,o
..
Hep güzel bakmak istedim,bana küskün yaşama,
Ürettim değer bilmedin,gündüz döndü akşama,
Baharım kış olacaksa,nasıl yaşayacağım,
Bu dünya hep kıracaksa,neye bağlanacağım.
Eserler bırakmam lazım,iyi anılmak için,
Bu deryayı harcayamam, dememeliler hiçsin.
..
İnsansan
Eşsiz Allah'ın en büyük sanat eseridir insan.
'Kimin' eseri olduğunu bil ey insan, insansan!
Berlin, 4 Eylül 2010.
..
Getirmiş evinin yemek artıklarını
Döküyor parkın sanat köşesine
Uygun olduğunu zannediyor
Hayvanları koruma düşüncesine
Poşetler dolusu artık saçılıyor etrafa
Yaptığını doğru biliyor aldırmıyor halka
..
7.YARATICILIK:
Yaratıcı şair, en üst mertebedeki şairdir. Onunla artık kimse aşık atamaz. Dili son derece kendine özgün biçimde kullanır. Aslında dille adeta oynar. Onu eğer büker, yeni sözcükler yapar. Adeta dil onun oyuncağıdır. Dilden korkmaz, kimseden korkmaz.
Böyle bir usta olan, şiirinin temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiç bir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi kozasını ördü; “Türkçem benim ses bayrağım,” derken, dili adeta yeniden yarattı.
Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler:“Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir.”
..
bu dudaklar bir çiçek
bense bal yolunda koşan bir arı
öpmek benim için zaanat, mahrifet olacak
senin için ise öpülmek bir sanat, şaheser olacak
..
Ünlü Karikatürist Özdabak, ödülünü Yeni Asya Tesislerinde alacak..
Giresun, Şebinkarahisar, Köprübaşı'nda; Hikmet Okuyar imzasıyla özenle hazırlanan, Tanıtım Turizm Kültür Sanat Eseri; Şebinkarahisar Sevdası, Karadeniz Sevdası, Türkiye Sevdası proje çalışmalarına kapak resimleriyle olsun karikatürlerriyle olsun saygın yaygın ve etkin katkılar sağlayan Şebinkarahisarlı Ünlü Karikatürist Halil İbrahim Özdakak'a verilmesi kararlaştırılan ve duyurusu da 19 Mayıs 2013 tarihinde Şebinkale Şiir Şenlikleri kapsamında medya ile paylaşılan; 2013, '' Hikmet Okuyar Şiire Hizmet Ödülü '' İstanbul'da Yeni Asya Tesislerinde verilecek.
Haber İletişim: Müzeyyen KESKİN
Amasyaşat Başkanı
..
Resim sergisindeyim, duvara asılı çırılçıplak bir fotoğraf;
Benim garibime giden, bunu sanat diye sunmaları, tuhaf! ! !
(çıplak kadın resimlerinin, sanaat adına pazarlanmasına son derece karşıyım..)
..
Ne zaman ki çevreme baktım, o zaman çehremi gördüm.
Anladım, meğer sanatmış görmek...
Hatam olmasın deyu, dört bir yana bent ördüm.
Dediler, asıl sanat kendini bilmek! ! !
..
Bu sözleri sana ithaf ediyorum sevgili…
Senin en sevdiğin sanat şiirle yazıyorum.
Ama senin sevdiğin gibi ölçülü olmadı şiirim;
Çünkü ben seni ölçüsüz sevdim.
..
Akılsızlar Sanattan Ne Anlar?
Atomlar yapmadı, atomlarla yapıldı varlıklar ve onlardaki sanatlar.
Sanat, 'Sanatkâr'dan çıkar, bilgisiz ve akılsızlar sanattan ne anlar?
Berlin, 13 Şubat 2009.
..
Fikir sanat ise eğer
Dinleyip kara vermek
Becere bilirse ustalıktır
18.09.2015.Şarköy
..
Kadın; mükemmel fiziğiyle, mükemmel ölçüleriyle, galerideki bir sanat eseri gibi durmakta... Aklıyla, ruhuyla; uzaktaki sevgilisine kilitli. Ayrı mekanlarda nefes almanın durgunluğu, oturuşundan kolayca anlaşılıyor. Belki de dün gece telefonda, yine istemeyerek tartıştılar. Tartışma, uzadıkça uzadı. Aslında hiç gereği yoktu yaşanan sıkıntıları abartmanın ama yolunda gitmeyen şeyleri konuşmamak, rol yapmak olurdu. Zaten toplum adı altında bir grup canavar onlara mutlaka ulaşıyor ve öfkeyle, vahşice saldırıyordu. Yıldızlara sığınmak isteyen genç gece bulutlarının bile işkencelerde törpülendiklerini hissetmekten yorgundu ikisi de. Geçmeyen tuhaf bir yorgunluk... Oysa yaşamak, mutlu olmak, herkesten önce onların hakkı sayılabilirdi. Savaşa katılsalar; ölümsüz aşkları, çok şeyi susturabilir, çok şeyi de kökten değiştirebilirdi. Son günlerde ağlamıyor, sadece bekliyordu göğü kucaklayan onur anıtı gibi... Beklemek zordu, ama zoru başarabilirdi. Çünkü, içinin doğal mimarisi, doğal estetiği, dış çizgileri kadar olağanüstü güzeldi. Işıl ışıldı ... Yetenekliydi. Yazıyordu ayrıca. Her yazdığı eserde; yaşama dair, ölüme dair ağır renkler bulunurdu. Titrerdi, uçardı, sevgilisinde sevgisini çoğaltırken. Aynı yörüngede demirlemişlerdi. Bu bütünlük; psikolojik, metafizik açılardan yorumlanamayacak kadar çok boyutluydu. Hafif yorgundu yüreği. Zaman zaman salonda geçmişiyle baş başa kalmayı tercih ediyordu, altın çağındaki fırtınaları sorgulamaksızın. Dünyasını, bedenini daha güçlü sevmesi gerektiğine inanarak, içindeki boşluğu böylece yenebiliyor, yaşamının günden güne anlam kazandığından emin olabiliyordu. Beğenildiğini, sevildiğini, seçildiğini biliyordu. Genel yapısında bazı belirgin özellikler vardı; Zengin mimik - içten gelen ateş - gizlenmiş sinirlilik - hissettiği her şeyi gövdesiyle dile getirebilme - pozitif enerji - özgün dalış ...
..
Üç Düşmana Karşı
Toplumlar için bil; fakirlik, cahillik ve bölünmedir en büyük düşman.
Bu üç düşmana karşı; bilim, sanat ve birlikle savaşmalıdır insan.
Berlin, 8 Eylül 2010.
..
On dört şubatta sevgililer günü nedeniyle pek çok etkinlik yapıldı, farklı yerlerde. İstanbul’da bir belediye de şiirle kutlamak istemişti bu günü. “Aşk denilince akla şiir gelir” diyerek.
Kalkıp gitmek istedim, “ama önce bir programı soralım, bakalım” deyip telefon ettim. Dedim ki “arabesk içerikli bir program değil, değil mi? ” Dediler “ yoooook, çok güzel, bayılacaksınız” Edebiyat çevrelerinde sıklıkla gündeme gelen bir konu vardır: “Şiir halktan, halk şiirden koptu”. “Peki bu çevreler dışındaki şiir etkinlikleri, nasıl düzenleniyor acaba” diye düşündüm. Toplumun geniş kesimi şiiri nasıl yaşıyor? Tamam, televizyonda görüyorduk şiir (!) kliplerindeki hali ama, gidip yerinde bir tespit fena olmazdı.
Oraya gittiğimde ilk olarak bir salon dolusu seyirci, girdi görüntüme. “En az bin kişi vardır” diyerek kaba bir hesap yaptım önce. Sonra bir genç çıktı sahneye. Sonra bir genç daha ve bir genç daha. Hiçbiri seyirciyle ilgi kurmuyordu. Çünkü gecenin esas kahramanları onlar değildi. Kendi kendineyken olduğu gibi önündeki enstrümanı çalmak yeterliydi anlaşılan onlar için. Sonunda seyirciyle ilgi kuran birisi geldi, elinde sazı ile. Sesi güzeldi, klipleri de varmış. Başladı türküler söylemeye. Arada bir de biraz sonra sahneye çıkacak olan “en bi en şair”den bahsediyordu. Biraz sonra, sözü edilen “en bi kahraman şair” çıktı sahneye. Deterjan reklamlarına taş çıkartan beyaz ceketi, ucu sivrilikten yana gerekirse kendini koruma amaçlı da kullanabilecek ayakkabıları, ışık her vurduğunda göz doldurucu fularının arasından parlayıverecek şekilde ayarlanmış altın kolyesi ile. Ortalık yıkıldı. Şair çok fiyakalıydı.
Göz dolduran bir sesi vardı şairin. Hiçbir şekilde okuduğu eser sahiplerini söylememe huyu vardı. Ama bunun ne önemi vardı. Mühim olan şovdu. Hani şu “ must go on” olanından.Yer yer arabesk nağmeler eşliğinde ortaya döküverdiği dizeleri, yer yer seyirlik stand up komedi türü esprileri yöresel ağızdan öykünülen bir sesten izlerken gülüyordu herkes. Bu şiir işi çok eğlenceliydi canım. Çok gösterişliydi. Çok bi şovdu.
..



