İçimizden geldiği gibi büyütmeliyiz kendimizi, Kimseler ne der diye değilde, ben bu hayattan ne istiyorum diye yaşamalıyız önce. Birilerini memnun etmek adına,bütün yaşamımızdan vazgeçmek olmamalı amacımız. Doğru bildiğimiz; topluma ve kendi sağlığımıza zarar vermeyeceğine inandığımız herşeyi yaşamalıyız doya doya. Bize bahşedilen zaman kırıntıları çalmadan kapımızı ve keşkelerle ayrılamamak için bu bedenden, içimizden geçenlere kulak vermeliyiz sık sık.
Duyarsız olmadan, Çocukça büyütebilmeliyiz içimizdekileri. Örneğin; dışarıda yağmur yağıyorsa ve o yağmurda ıslanmak geliyorsa içimizden; çıkıp hemen ıslanmalıyız. Çünkü; belki birdaha hiç ama hiç yağmur yağmayabilir, yada çok istesekte sağlığımız yürümemize engel olabilir. Yani Allhın verdiği bu sınırlı zaman tualine sanat değeri yüksek ve bakanları imrendirecek tablo yapmaksa amacımız. O zaman bence ilk olarak kendimizi kendimiz olarak ve içimizden geldiği gibi büyütmeliyiz.
Biz kendimizi kendimiz olarak büyütemeden, yarın ebeveyn olarak kendine güvenen ve içinden geldiği gibi kendini büyütmeye çalışan çocukları nasıl yetiştireceğiz bilemiyorum. Pişmanlıklarımız çocuklarımızın yüzlerinde birer öfke olmadan ve bütün duygularımızın, heveslerimizin bir su buharı gibi; elimizden yok olup gitmesini izlememek için lütfen önce kendimizi içimizden geldiği gibi büyütelim.
..
Varlık elbisesinden soyunmak
Yalnızlığa yelken açmak
Yalnız kalmamak için kalabalıklar arasında
Ve Asıl Varlıkla var olmak
Benlikten sıyrılmak
Yüce Ben'e kul olmak
İşte budur asıl mesele
..
birkaç cümle sadece:
BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE ELEL HAYDİ BAKALIM YAZALIM BİZLERİDE PASİFLESİNLER
KAÇ KİŞİNİN BAYRAĞIMIZI ANASAYFAYA TALEP ETTİ DİYE PASİFLENDİĞİNİ BİLMİYORUM AMA DÜN FİLİZ KILINÇ VE DESTEK OLANLAR PASİFLENDİ.BU GÜN OSMAN YILMAZ...PEKİ BİZ SÜRÜMÜZDEN AYRILANLARA SAHİP ÇIKMAYACAKMIYIZ?
Gerisine cüret edemedim buraya kopyalamaya…
..
=
AMASYA SEVDASI İmza Günü ETKİNLİKLERİ Davetiyesi...
Tanıtım turizm kültür sanat eseri, Amasya Sevdası, Amasyalı Keskin Ozan Müzeyyen Keskin PROJE çalışmaları ile ilginç bir kitap oldu..
AMASYA ilgi yoğunluğu, Amasyalı Kadın Şair Mihri Hatun ŞİİR geleneği, 5 Yıldızlı Amasya Elması Tanıtımları ile Ünlü Amasyalı Keskin Ozan Müzeyyen Keskin öncülüğündeki AMASYA SEVDASI kapsamlı PROJE etkinlikleriyle daha çok yaygınlaşacak..
Amasya Sevdası; s...aygınlığı, ilgi yoğunluğu çoğaldıkça ve kapsama alanı genişledikçe; AMASYA ve İlçeleri yüzlerce özel yetenekli aşık ozan şair şiir yorumcusu güzel sanatlar öncüsü yetiştirecek..
Tebrikler Müzeyyen Keskin ve proje çalışmalarını destekleyen tanıtım turizm kültür sanat öncüsü canlar cananlar..Tebrikler.
..
Sanat;
Allah’ın sonsuz sıfatlarından,
mahlûka yansımış olan varlığın hikmet sebebi.
İlim;
İnsanda tecelli etmiş,
sanat, hikmet ve marifet sırının çözüm şifresi.
..
Seni görmezden evvel sanat nedir bilmezdim
Sonra resmetmeyi mavinde bildim
Gözlerim faili meçhullere karıştı
Rüzgar öperken saçlarını
Ve değerken güneş tenine
Sanki kainat beni sırtımdan bıçakladı
Seni sevmezden evvel sanat sevmeyi bilmezdim
..
Yirmi dört Mart Çarşamba dünya tiyatrolar günüdür,
Bir ağlatır bir güldürür tiyatronun mutlu dünüdür,
Aşk vardı tiyatroya coşkuluydu tiyatrocular,
Gülerdi tiyatroyla ağlatırdı hep dramlar.
Bu gün dersen değişti oldu eğlenceler amaçsız,
Tiyatronun sevgisini herkese aşılamalıyız.
..
Sen varsan eğer,
Çiçekler var.
Çiçekler varsa,
Tabiat var.
Tabiat varsa,
..
Müzeyyen Senar'ın hatırasına, saygılarımla,
SON KALE DÜŞTÜ (Yaşamıma Yansıyışlarıyla)
Gecenin sabaha doğru usul usul yaklaştığı şu saatlerde, odamın sessizliği içinde, çok sevdiğim bir şarkı yankılanıyor beynimde, çok usta bir sesten:
'Benzemez kimse sana, tavrına hayrân olayım'...
..
Yılın zulmü yılın karesi olur.
Sanat nedir? Zulümde mi zalimde mi.
Deklanşöre basan elde mi?
Bir mazlum sanatın nesnesi olur.
Birileri bedel öder,
Birileri ödül alır,
Birileri ekranda izler,
..
-Makamı büyükten, tesbit:-
Biz, parlak zihinleri, özgürlüğe salmıştık;
Uygarlar hanesinde, hayallere dalmıştık;
Batı'ya yol gitmiştik yılların öncesinde;
Bilim ve sanat değil, ahlaksızlık almıştık.
..
Şiir yaşamanın felsefesidir
Müzik tabiatın gönlün sesidir
Sanat güzelliğin sevgi anıtı
Sevmek hayranlığın en yücesidir
..
Derneğimiz yayınevi İm-Sanat tarafından çıkarılan kitaplar raflarda yerini almıştır.
Online-satış için de aşağıdaki kısayollardan faydalanabilirsiniz.
Yeni kitaplarda görüşmek dileklerimizle...
..
Yaratılamazdı bunca sanat eseri
Geçirmeseydi sanatçı cinnet
Ne kadar sıksa da sımsıkı
Duyulmalı sıkıntıya minnet...
..
Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği Kurucular Kurulu Üyeleri, Dernekler İl Müdürlüğüne müracaatlarını yaparak resmi kuruluşlarını tamamladılar.
Yoşay-Bir’den ayrılan 12 üye yeni bir dernek çatısı altında toplanmak üzere harekete geçmişlerdi. Gazeteci yazar Ahmet Sargın başkanlığında toplanan bu üyeler, önceki gün derneklerini kurarak çalışmalarını resmileştirdiler. Yoşayder’in geçici başkanlığına getirilen araştırmacı, yazar Ahmet Sargın yaptığı açıklamada:
‘’İlimizin tanıtımını yapmak, kültür –sanat faaliyetlerinde bulunmak amacıyla 2006 yılında Yoşay-Bir’i kurmuştuk. Yoşay -Bir çok ciddi ve etkin çalışmalara öncülük etti. Yozgat’ı kültür – sanat alanında öncü illerin arasına taşıdı. Şiir şölenleri ve kültür - sanat çalışmalarıyla Yozgat’ın adını duyurmayı başardı. Yoşay -Bir’i ülkemizin en gözde dernekleri arasında yer almasını sağladı. Altı yıl içerisinde yaptığımız çalışmalar sayılmayacak kadar çok oldu.
..
Antoloji Sayfalarında Altı Yılın Ardından Dostlara Mektup
İnternet dünyasında kültür, sanat, edebiyat ve şiire gönül veren insanların buluştuğu önemli adreslerden biri olan ? yıllardır nice dostluklara, nice güzel kalemlere ev sahipliği yapıyor. Benim için de Antoloji sayfaları yalnızca şiirlerin paylaşıldığı bir yer değil; sevginin, saygının, dostluğun ve emeğin değer gördüğü büyük bir gönül meclisi oldu.
Bugün Antoloji sayfalarında altı yılımı doldururken geriye dönüp baktığımda, en çok insan ilişkilerinin güzelliğini hatırlıyorum. Çünkü burada bir gelenek vardır: Güzel bulduğunuz bir şiiri okur, beğendiğiniz bir yazarı takdir eder, onun emeğine bir tebrik yorumu bırakırsınız. Belki küçük görünen bu davranış, aslında bir şairin yüreğine dokunan büyük bir destektir.
Yıllar içinde gördüm ki; samimi bir takdir, yerinde bir olumlu eleştiri, bir yazarı daha güzel eserler üretmeye motive ediyor. Özellikle gençlerin sevgiyle desteklendiğinde nasıl üretken, nasıl saygılı ve nasıl umut dolu olduklarını görmek beni her zaman mutlu etti. Çünkü gençliğin beklediği şey çok büyük değildir: Tatlı bir dil, güler yüz ve insan yerine konmak…
Bugün çevresindeki gençlerden saygı görmediğini söyleyen birçok insanın önce kendisine şu soruyu sorması gerektiğine inanıyorum: “Ben gençlere sevgi ve değer veriyor muyum?” Çünkü sevgi gösterilen yerde saygı da filizleniyor.
Bizler Antoloji’de yalnızca şiir paylaşan insanlar değiliz. Bizler; dostlarının derdine üzülen, sevincine ortak olan, birbirini candan destekleyen insanlarız. Bazen elimizden bir şey gelmese bile, bir dostun sıkıntısını paylaşmanın bile kıymetli olduğunu biliyoruz. Sanırım Antoloji’de gönül köprülerinin bu kadar hızlı kurulmasının nedeni de budur.Antoloji sayfalarında yeni yetkili olmuş genç bir şair gördüğümde bunu asla görmezden gelmem. Mutlaka bir tebrik yorumu yazarım. Çünkü desteklenmenin ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Antoloji; emeğe, bilgiye ve edebiyata gönül vermiş yazarlarla, şairlerle dolu bir dünyadır. Burada öyle güzel dostluklar edindim, öyle değerli insanlar tanıdım ki… Kendisini şiire, iyiliğe, yardıma ve gençlerin gelişimine adamış nice insan gördüm. Bilgiyi, sevgiyi ve birikimini karşılıksız paylaşan insanların varlığı bana her zaman umut verdi.
Bu yüzden ülkemizin geleceğine dair inancım da her geçen gün daha çok güçleniyor. Kültüre, sanata ve edebiyata değer veren insanların olduğu bir toplumun yok olmayacağına inanıyorum.
..
düşüncelerim sapkınlaştı.ve durduramıyorum onları.kavga ediyorlar sürekli.duygularımı dövüyorlar hatta.çok güçlü onlar.yani en azından duygularımdan güçlüler.çünkü düşüncemi desteklicek bi çok düşünce var ama duygularımı desteklicem bir duygu yok.her neyse işte öyle birşeyler var beynim ve kalbim arasında büyük bir savaş.bir meydan savaşı.inanması güç ama o savaş beni etkilemiyor.ben hala aynı ben.hala alkol ve sigarayla iyi anlaşan ve biraz daha fazla ihtiyacı olan ben.bir hikayeyi bitirmeden yarım bırakmakta zor.belkide duygularım bu yüzden bu kadar güçsüz.ve düşüncelerim bu yüzden bu kadar gaddar.en kötü olanda yeni bir hikayeyi nasıl yazıcam.hikaye için kahramanlar gerekli.en azından bir veya iki başrol oyuncusu.hadi kendimi yazdım.bunu kiminle doldurcam ki hikaye olsun.ve olaylar.hangi olayları yaratıcam baştan.çünkü yaşandı zaten çoğu olay.hüzünlü olaylarda,sevinçlileride.ama hikaye yarıda bitti.herneyse yapıcak birşey yok.her biten hikaye başka hikayeleri başlatır heralde.yada sadece bir avunma şekli.mekanda şart tabi.hikaye hiç mekansız olurmu.yeni mekanlar keşfetmek lazım yada uydurmak.kurmaca yani.sanat eserinin en önemli ögelerinden biri.sonra zaman.gelecek zamandamı yazsam hikayeleri.geçmiş zamandamı.ama geçmişi boşver.yeni bir hikaye yazıcaksam şimdi ki zamanda yazmalıyım.ne gelecek ne de geçmiş.ikisi de boktan.biri daha gelmedi.biride geçmiş işte adı üstünde geçmiş bitmiş.tamam hikayeyi yazalım diyelim ama o başrol oyuncusu ne olucak.yeni bir başrol ve insanları bu başrole alıştırmak ve süslemek bu hikayeyi güzelliklerle.herşey oldu bitti hadi.peki o kahramanın hikayeye alışma süreci ve o hikayede olmayı istemesi.cünkü istek çok önemli.ve bu hikayenin mutlu olacağını hayal etmen ve yıkılmaktan korkman eğer mutlu olmazsa yarıda biterse diye.neyse hikayeyi gecelim simdilik.alkole ihtiyacım var.birayı alkolden saymıyorum artık.o su benim için.bira ve sigara.temel besin maddelerim.onlar olmasa ben olmam ben olmazsam yıne ben olmam heralde.para da önemli faktör.sevmem kapitalizmi ama kapitalizm artık damarlarımıza işlemiş resmen.enjekte edilmiş her insana.neyse bu beni ilgilendirmez.ben sevmem ama ihtiyacım var.parayı severim ama çalışmayı sevmem.böyle bi adamdan babam bi bok olmaz der.ama babamın ne dediği yada benim hakkımda kimin ne düşündüğü pekte sikimde değil sanki.bazen çocuk olmayı özlüyorum.sonra aklıma geliyor 8 sene önce bu günlerde kurduğum hayaller ve hiç birinin olmaması.sonra hayallerden korkuyorum ve kaçıyorum kurmaktan.olmıyacak duaya amin dememek gibi birşey bu.istemek çok önemli.ben istiyorum birini köpekler gibi sevmek ama şunuda istiyorum eğer ben köpekler gibi seviceksem oda köpekler gibi sevicek.aradaki mesafe yada yaş yada zaman farkı hiç sikimizde olmadan köpekler gibi sevmek.ve yazmak istemiyorum artık hüzünlü,alkol kokan yazılar.daha neşeli şeyler istiyor canım.yeterince tattım hüznü falan.sağolsun hikayede tattırdı başrol kahramanı.çok iyi giderken hikaye yarıda kaldı.ama neyse sağlık olsun.yediğimiz hamd etrafımız pank dolsun he çiydem?
..
sanat adına yapabildikleri tek şeyin iki bacak arasından ibaret olduğuna kanaat getirdiğim nicelerinin bi takım çamaşır kirlerinin ulu ortaya çıkıvermesinden sonraki basın açıklamalarıdır nefretime muhatap kıldığım..kirlisindir sonuçta..sevmezimdir seni..nie açıklamaya kalkarsın ki..neyi açıklamaya kalkarsın bana..yahut zihnime neden seni dahil etme zorunda bırakırsın beni..senin kadar alçalmaya yüz tuttu mu zannedersin sen milleti..git gözükme..yeterki ışıltılı parıltılı yaşadığını zannettiğin bi yaşamı tüm diğerleri önünde resmileştirme..yedinse bi halt..saklamasını da bil yani..
bi gün tüm kamuoyunun karşısına çıkıp 'bu kadar karizma olmak zorunda mı idim' konulu bi basın açıklaması yapmayı arzuladım bak şimdi şu cümleleri yazar iken..tüm dikkatleri tüm şimşekleri çekmek..'ulan bu da kimmiş yafu' dedirtmektir aciz isteğim..
özel yaşamlarınızı gizleyin ve çekin gidin lanet olası hücrelerinize..zindanı bile hor görürüm lakin size..
..
Yürekler bekliyordu, gelir miydi kahraman
Bizi döndüremezdi hiçbir engel bu yoldan
Önümüz aydınlandı karanlıktan el-aman
Özgürlüğü ararken özümüzü karartan
Oyuna eğlenceye dalıp oyalanmadan
İnanırız, doğmazmış kaknüs kuşu yanmadan
..
Son yıllarda, yoğunlaştırılmış yapay bir kültür damarlarımıza sürekli pompalanıyor. “Komprime” haplara da benzetilebilir. İlacımızı alıp mışıl mışıl uyuyoruz. Uyutuluyoruz aslında. Geçmişte ise tabular hâkimdi. Hani şu durmadan eleştirip isyan ettiğimiz yasaklar. Ancak, doğru veya yanlış, değerlerimizin bir kısmını böylece koruyabildik. Muhafazakârlık savunuculuğu yapacak değiliz elbette. Aksi halde, sanatta özgürlükçülüğün hakkı yenmiş olur. Yaratıcılar, avangardlar (öncüler) ve hatta sıra dışı uçlarda olanlar (marjinaller) her devirde mevcuttu ama sanat böylesine “kitsch”leşmemişti henüz. Ne de insan...
Günümüzde içi boşaltılmış putların sayısı giderek artıyor. Ne yazık ki 'imaj'lara tutuluyor, vitrinlere, makyaja, camlara âşık oluyoruz. Dünya sayılı markaların oluşturduğu piyasaların ve çokuluslu şirketlerin avuçlarında zıplıyor artık. İnsan markadır bugün. Alelacele kotarılmış, fiyakalı bir biçimde sunulan ve kendi çarpık talebini bir ejder gibi kükreyerek, homurtuyla yaratan emeksiz bütün işler birer marka. Yazın sanatının markası ise giderek çürümekte… Kaos’unu yitiren sanatın “konformist”,“ dev bir akım içerisinde kayboluşunu izliyoruz. Sanatı katlederken yaşamın iskeletini dik tutan vazgeçilmez değerleri de yok sayan bir moda bu! Kalıcılığını yitiren unsurlar gelirgeçer beğenilere bırakıyor yerini. Sabun köpükleri ve balonlar uçuşuyor etrafımızda. “Trend”ler ve “trendy”“ olmak günün modası haline geliyor.
Tarih boyunca bunca uygarlığı biz yaratmamış mıydık? Ve şimdi her şeyi yok ediyoruz. Ne yazık ki edebiyatın da diğer sanat dalları gibi giderek süflileştiğinin farkına varamıyoruz. Var olanı yıkıp daha güzelini yapmaya, yanlışı sıfırlamaya; kaosun gücünden yararlanmaya itirazım olamaz. Ancak değerli ve vazgeçilmez olanı; hiç değilse insan malzemesini ve onun yaratıcılığını koruyabilseydik… İnsan olmazsa kim sağlayacak yeniden yapılanmayı? Yıkıntıyı kim kaldıracak ayağa? Bilmediğimizi bilmiyor olduğumuz gibi, öğrenmek için merak da duymuyoruz artık. Meraksızlık ise araştırma yeteneğimizi köreltiyor. En temel güdülerimizden biri törpüleniyor. Ve sonuçta beyaz camdan ve boyalı basından bize sunulan popüler-kültür uydurmacalarını, geleceği yok ettiğimizin farkına dahi varmaksızın, “komprime haplar” gibi yutuyoruz. Kalemlerimiz ağlıyor; düşünce tembeli dilsizlere, fikir haymatloslarına dönüşüyoruz.
Yepyeni ve insanlığın gelişimini engelleyen bir düzenin sanata yansımasıdır bu. Belki de “Novus Ordo Seclorum”un (“Yeni Dünya Düzeni”) bilinçlice planlanmış bir uzantısı. Oysaki gerçek kazanım bireyin kendisine, yaşadığı topluma ve dünyasına kattıkları ile doğru orantılıdır diye öğrenmiştik. Bu düzen ise yaratıcılık gücünü bastırıp yalnızca kopyalamayı öğütlüyor. Taklidi onurlandırıyor. İnsanı ucuzlatıyor. Yaşamanın tek başına bir sanat olduğunu unutturuyor böylece.
..



