Hasretindendir yüzümdeki solgunluk
Gülüşünü uzun zamandır göremediğim için
İçime yağmur yağmıyor
Su seviyem İstanbul’daki barajlardan beter
Bu yüzden gözlerim değil ancak ellerim ağlayabiliyor
Bulanık bir resim
Senden arda kalan
Ufak bir anının şahidi
Oysa ben şahitlik etmek isterdim geri kalanına
İnce bir hüzün gördüğüm
I
Sana geldiğimde mevsim kıştı
Kalbim sadece sana ayrılmıştı
İçimde geveze bir çocuk
durmadan, usanmadan
bana gözlerindeki sıcaklığı anlatmıştı
Ne kadar güzel olursan ol
Fark edilmiyorsun
Seni sen yapan her cümlede sanki bir harfin eksik
İşte sırf bu yüzden
Anlaşılmıyor o kadar harfin arasında
Barış çubuğunu tüttürmek için mi?
Beyaza boyadın saçlarımı.
Yüzüme yeni çizikler atacaksın biliyorum
Arkana saklamışsın yine savaş baltasını
Kışın ortasında gelen bahar gibiydin.
Sesin bir kelebek sürüsü gibi süzüldü,
soğuk beton duvarlarımda.
Dönüp bana baktığın an,
yüzünde açan çiçeklerin kokusunu
içime çektim ve öldüm
Ellerimden kayıp giden tek şey
sen değilsin biliyor musun
Kim bilir
Bu çocuk gökyüzüne uçup giden
kaç renkli balonu yaşlı gözleriyle seyretti
Dur
Tahmin edeyim
Elinde bir fincan çay,
tepende loş bir ışık
ve sıradanlığın verdiği hiçlik hissiyle yine ordasın.
Öyle çok yoruldum ki söylemekten
Ve dürüstlüktü tek bildiğim
Çocuklukta da kaybettim oyunları
Ama hiç bu kadar sızlamamıştı içim
Sen benim
Artık hazırsan dışarı çıkalım bu gece
Işıklı bir caddeyi yürüyelim
Utangaç ellerimiz olsun yine ceplerimizde
İnsanlara bakıp gülümseyelim
Yağmurda ıslanmaktan kaçalım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!