Basit yakınmaları bir kanara bırakıp
Acımın kaynağına iniyorum bu gece
Elimde bir fener
İçimde bir ateş böceği
Sessizlik ise, hiç bu kadar yakışmamıştı inan
Şu garip halimi özetlemek isteyen sözcüklere
Sevgilin mi
İri gözleriyle koynuna sızan gece
Duygusal mesajlar paylaştığın telefon mu
Yoksa yanından hiç ayırmadığın cüzdanın mı ardından ağlayacak
Sen ölünce
Hatırlıyorum
daha dün gibi taze
gözlerindeki şefkat,
gülüşündeki sıcaklık.
Ben yoruldum düşlemekten
Sen düşümde hep genç kaldın
Ben anlamıyorum sevmekten
Sevdiğimi söylemekten
Sakın beni suçlama
Sevmek bir hastalık hali
Sevmek kalpte bir cüzzam
Ne kadar yazık ki
İçinde yüzdüğün her neyse
Paylaşamıyorsun tam anlamıyla hiç kimseyle
Oysa ben ne kadar çok istedim
Filmlerdeki figüranlarla rolümü takas etmeyi
Hem yaşam nedir ki
Varlığın
Kalbimde bir vurgun
Miskin ellerimde bir sürgün
Ömrümün ortasında bir yangın oldu artık
Mühim olan yaşamak mı sanıyorsun; aslında değil
Yüreğinde olabilmek ve gözbebeğinde ölebilmek
Oltasındayım bir aşkın
ve voltalar atıyor kıyılarımda aklım
Ben kendimden kaçıyorum
yorgun ayaklarım
ve bitmedi hala içimdeki yangın
Korkuyorum
Kapılarım kilitli, perdelerim örtük
Her gece camı kırıp içeri girmek istiyor karanlık.
Hatırlıyor musun?
Dağın eteğinde oyunlar oynuyorduk.
Rüzgar uzanmıştı dalga dalga çimenlerin üzerine
Yanında derin derin nefes alıp,
tenini okşayan rüzgarı kıskanırdım.
Hatırlıyor musun?
Hani deniz kenarında yürürken,
dalgaların sana dokunmak için yarıştığı o günü.
Sanki güneş hiç bu kadar yakın olmamıştı dünyaya
Köprüler yıkıldı bir gece yarısı
Ateşe verildi karşılığı olmayan sorular
Sessizlik kuşattı (her hücreyi)
ve en sonunda (boşluğa) düştü tüm şehirler
'Oysa' diye devem etti içimdeki paranoya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!