Zamanda yolculuk fikri gibisin
Akla her gelişinde insanı heyecanlandıran
Gülüşünde neşe,
sesinde hüzün.
Bir çocuk ve bir yetişkin
yaşıyormuş gibi sanki tek bir bünyede.
Masalları bekleme ey çocuk,
gözlerini yum geceye.
Çünkü gece gündüzün ölümüdür.
Ama yine de masallar dinlemek istiyorsan..
Yağmur öncesi beton gibi ağır ve gri bir gündü gidişin.
Hüzünlü bir tablo gibi asılıdır zihnimde.
Rüzgardan bile soğuk ve keskindi sözlerin.
Bir de elinden hiç tutmadığın çocukluğum vardı peşinde.
O kırmızı ayakkabının topuğuna hala kızgınım.
Bak yine akşam oldu.
Heveslerini yatır da gel çay içelim.
Öyle çok uzadı kı bu yol,
git git bitmiyor.
Ben yola bakıyorum,
yol ise hep sana.
Sus ne olur gönlüm,
hiç konuşma!
Zaten seni dinleyen de yok
Bırak insanlar zorlamaya devam etsin,
ardında hiç kimsenin olmadığı kapıları.
Sen de artık hiçbir kapının
Ve sen gittin
Tek bir söz bile söylemeden
Bilmem kaç yıl geçti üzerinden
Bir sürü mantıklı açıklama çaresiz kaldı
Bu karmaşık saçmalığı özetlemek isterken.
Sütten ağzı yanan yiğit
iç çeker,
genzine kaçar yoğurt.
"Her yiğidin aslında bir dayak yiyişi vardır"
sevdiğinden.
Upuzun bir yolun başındayım
Başımın üzerinde yemyeşil ağaç yaprakları
Yol kenarında çiçekler ve taze bahar kokuları
Bir rüyadan uyanmış gibi
Biraz üzgün, biraz da u/mutluyum
Uykum neredesin?
Bir foton parçası gibi
ardında ince bir hüzün bırakarak
gecenin karanlığında kayboluyor gözlerim
ve ben bekliyorum
Unutsam bu yorgunluğu,
mutsuzluğu.
Yürüsem sana doğru
Uzansam gözlerinin kıyısına
Sesindeki baharı dinlese ruhum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!