Seni düşünürüm.
Ufka dalar gider gözlerim.
Korkular sarar beni,
gecenin etrafını saran karanlık gibi.
Ölesiye korkarım çekip gidersin diye,
hiç gelmediğini bildiğim halde üstelik...
Ben bu duvarı ne zaman ördüm
Üst üste koyduğum her sancının bir sahibi var
Ve bir gün seni gördüm
Ete kemiğe büründü hastalığım
İttiğin ben değildim aslında
Sen koca bir hayatı altımdan çektin
Gençlikten yeni çıkmış güzellik.
Gözleri mavi ve acemi.
Bilmiyor henüz
nasıl geçilir acılardan,
Neden akşamlar erken?
Sabahların ise geciktiğini.
Zamanda yolculuk fikri gibisin
Akla her gelişinde insanı heyecanlandıran
Gülüşünde neşe,
sesinde hüzün.
Bir çocuk ve bir yetişkin
yaşıyormuş gibi sanki tek bir bünyede.
Masalları bekleme ey çocuk,
gözlerini yum geceye.
Çünkü gece gündüzün ölümüdür.
Ama yine de masallar dinlemek istiyorsan..
Neyim ben
ve neler kayıp gitmiş
titreyen ellerimden
Ya da kaç yaşındayım
Kaç sene geçmiş üzerimden
Yağmur öncesi beton gibi ağır ve gri bir gündü gidişin.
Hüzünlü bir tablo gibi asılıdır zihnimde.
Rüzgardan bile soğuk ve keskindi sözlerin.
Bir de elinden hiç tutmadığın çocukluğum vardı peşinde.
O kırmızı ayakkabının topuğuna hala kızgınım.
Akıp giden zamana inat
Bazen duruyorum
öyle hiç kımıldamadan
Göğüs kafesimde çırpınarak
yüreğim ritim tutuyor
sevdiğin o hüzünlü şarkıya
Bak yine akşam oldu.
Heveslerini yatır da gel çay içelim.
Öyle çok uzadı kı bu yol,
git git bitmiyor.
Ben yola bakıyorum,
yol ise hep sana.
Sus ne olur gönlüm,
hiç konuşma!
Zaten seni dinleyen de yok
Bırak insanlar zorlamaya devam etsin,
ardında hiç kimsenin olmadığı kapıları.
Sen de artık hiçbir kapının




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!