Şu an
her bakış bir nokta
her görüş aynı bu durakta.
Oysa ki dün
her bakış noktalı virgül,
her görüş bir gül dü sokakta.
Kas katı kesilmiş sular
alı aklaşmış çatıdaki kiremitlerin.
Huysuz iki doru at
arsızca kişneyerek serenat
yaptı demin.
Ayaklarında nal, beyinlerinde fırtınalar.
Sevmekten kim usanır
Kalbe mehtap girince;
Başı dönüyor sanır
Aşk düşerse bilince.
Ayrımına Dünyanın
Saptaman doğru:
İyi yakalamışsın
dostları
acıtan kör noktaları.
Fakat unutma ki aynı kör noktalar
kat kat fazlasıyla sende de var.
Ben yapmadım tarifini.
“Hastanın öyküsü”
diyor
“anamnez”e tıp literatürü:
Öz geçmiş,
özel geçmiş,
Çaldırdı telefonu
çıt yok!
Bir daha çaldırdı
yine çıt yok:
çıldırdı
üçüncüde!
Doruklarda çağlayandık
Şişelendik birer birer.
Toprak için ağlayandık
Şüphelendik, dolduk keder.
Dün gece,
kendimi dinledim
ilk kez
kendimden gizlice.
Gençken seven,
yaşlandıkça dizini döven
Aşkımızın
ilanıydı ağaçlar:
Kabuğuna kazınan adlarımızın
baş harfleriyle.
Ne tuhaf!
Kabuklaşmış olsa da kâlp,
Ne zaman geçsem yanından
hüzünle ürperir içim;
çekinir
ürkerim bit pazarından:
Ne, alacağım diye eski bir eşya
ne de korktuğum için




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!