Dur!
Savurur
beni kendi fırtınam...
Ben,
ne dorukta kanatlanan
bir kartal;
Tükenmesin öfkende umutların.
Kavak yelleri eser,
kem gözlere inat
kar demez
çiçek açar
nar.
Uyku tutmadı dün:
Tam ortasındaydım kâbuslu bir düşün.
Uyanık da değildim, uykulu da:
Kızıl karanfiller vardı sağ yanımda
sol yanımda kördüğüm.
Hallacı Mansur da aralarındaydı
Farklı yönde de olsa
aynı yere akar tüm sular:
Dereler çaya, çaylar nehire.
Birikir fırsat kollar
açığa çıkmak için korkular.
Acı, alyans takar kedere.
“Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları;
Suç ne bende, ne de sende
Ne de olsa yurttaşımsın!
Kapalı da olsa tüm vicdan kapıları yüzüme;
Bilmelisin bir yerin var can evimde.” diyen
Yıllardır limanda mesai yapan gemi;
taşımaya can attığın yük oldu mu hiç bu güne dek?
Dev dalgaların boyuna inat,
yönlendirebildi mi seni
komşu geminin nakışlı dümeni?
Girdi mi hiç düşlerine
Uzlaşabiliyorsa diken gülle
bülbülün uzlaşabildiği kadar;
eriyebilecekken yağmurla
erimeden yan yana yağabiliyorsa kar;
yüksünmeden sorgulanmalı tüm savaşlar.
Sorgulanmalı ki
Salkım söğütler
altında koyulaşırdı sohbetler.
Gaile, din, politika;
vergi, savaş, kıtlık;
Çok sular aktı değirmenden dostum,
çok sular...
Eğer bu gün durabiliyorsak eğrilmeden,
yıllar önceki coşkular
sayesindedir dik duruşumuz.
İnan ki haram olarak inmedi
Sermayen sevgidir, silahın bilim;
Niçin var edildin ey insanoğlu?
İnkâr etme beni, lâl olur dilin;
Kazınmış künyeme Ehlibeyt yolu.
Evrenden insana akan şiirdir;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!