Nankörsün diyemiyorum
düpedüz körsün, kör!
Perde bürümüş gözlerini:
ak ak,
kalın kalın,
kat kat.
Amacım birinci olmak değil,
illâ
girmek de değil her hangi bir dereceye.
Fakat ben de ruh vermek istiyorum
her sözcüğe ve her heceye.
Kızıllaştı yine Midillinin üstü!
Bir akşam, bir akşam daha çaldık ömürden.
Başladı başlayacak
şehrin geceye can veren gürültüsü.
Deniz durgun,
deniz suskun,
Hüviyet şahidi,
“Bana gösterilen ceset
‘Hasret!’”
dedi
hayretle morg taşına bakarken.
Doğuştan
Efendiler,
medyamızın pek saygın efendileri.
İçinizden birileri,
farklı olsa da görüşü
yine içinizden birilerine kalemiyle küfretmemeli!
Bu kör dövüşü
Kana kan
diyordu
intikam
peşindekiler.
Soluyordu gülün rengi ağustosta
soluyordu öfke.
Tek renktir
rüyalarım.
Geçmişe denktir
bilinç ötemin iletileri.
Yosunlaşmış tortusudur eskimin
dilinden ancak ben anlarım.
Su da yandı…
Çiçek açtı külünde öfkemiz:
Boyları bodur, renginde hüzün.
Barışa davetti
ışığı gönlümüzün;
çığlığı arzdan arşa dayandı.
Ne çok taş yedi bu gönül!
Bazısı iri
bazısı ufak.
Sandı ki ödül!
Hepsine de katlanarak
Suskunum.
Yine de
sinmiyor sessizliği içime;
gün boyu
sahilde dalga bekleyen kumun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!