İki kişi boşuna, çalıştı mihnet çekti;
Koşturdu gece gündüz tarlaya çalı ekti.
Birisi kazanıp ta, yemeyen yedirmeyen!
Kader ağını örmüş iki küçücük bebek
Hem öksüz hem de yetim narin birer kelebek
Biri kız biri oğlan bir ve üç yaşlarında
Mesul kimse kalmamış talihsiz başlarında
Güzel suyu yosun tutmaz, oluk pırıl-pırıl olur.
Mahfuz kuyu çer çöp yutmaz, suyu şırıl-şırıl olur.
Mert ol mert kal her halükar, cömertlikle et âlî kar
Pintilerin hali nâçâr, nâmert fırıl-fırıl olur.
Sömürü üstüne kurmuş düzeni
Ha battı batıyor batası batı.
Anne baba bilmez geçtik kuzeni
Ha yattı yatıyor yatası batı.
Güya insandır ya insanı sevmez
Vahşî hayatı biz dağda arardık;
İnmişler de şehre haberimiz yok.
Gördük bahçemizde, solduk sarardık,
Sinmişler de dehre haberimiz yok…
***
Habil ve Kabil’le başlayan kavga
Kıyamete kadar sürüp gidecek.
Kabile yol yordam gösteren karga
Daha çok Kabiller görüp gidecek.
Nefis ile şeytan Kabil yanında
Akıl bâlî olan her bir Müslüman
İmkânı var ise Hac farzdır ona.
Rabbe misafirlik hudutsuz umman
Buz gibi zemzemi iç kana-kana.
Arzın merkezinde bulunur Kâbe
Başladı haç günleri, kutlu olsun herkese.
Değerini bilelim, zikir katıp nefese.
Haçta birçok ibadet, toplanmış hep iç içe,
Evet diyenler koşar, İbrahim’î bu sese.
Dar-u dünya eğer senden, boş gidersem halim harap.
Günahları bedenimden, dökmesem vebalim harap!
Yıllar geçti gaflet ile kusurlarım büyük çile,
Bulamadımsa vesile, Bülbül dilde galim harap!
Karma karış kafamız, garip dünyanın hali,
Yönümüz belli değil, şaşkın ördek misali.
Yüzde onluk bir güruh, tepinir tepemizde,
Anlayan izah etsin, uyumasın ahali.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!