Urfa yolunda sarı mağara
Gelin görün nasıl manzara
İçime açmış dermansız yara
Gelde dayan yakma sigara
Tarihi bilinmiyor sarı mağara
Has bahçesi yapsan sen bu elleri,
Yollara dizsen gül çeşitleri,
Toplasan kandırsan aşk bülbülleri,
Baykuşsun, terk et bu elleri.
Gül dizsen, öne koysan pembeleri,
Nereye gideyim senin elinden
Sakız olduk alem dilinde
Yoruldum usandım elin sözünden
Neler çektim bu gönül elinden
Gurbete kaçtım senin elinden
Çiçek açtı badem ağacı,
Bademler yetişir, hem tatlı hem acı.
Desen desen çiçekler gönül ilacı,
Pembesi şirin, sarısı acı.
Çapayı yavaş vur, kırma ağacı,
Sanma şeytan kalacaksın,
Ataşsanda söneceksin.
Eski güne döneceksin,
Günü gelir göreceksin.
Sanma böyle güleceksin,
Arayıp bulamazsın Sayburç gülü,
Yaprağı pembe, incedir teli.
Koklayıp doyamazsın Anzel balı,
Görenler neyler, dünya malı.
Kör görmez, sağırla lalı,
Gülayın evi çinli mağara
Kışlık mekan lazım devara
Gübreyi serperdi şirin bağlara
Karakışla olur yaza bahara
Yazı serindir çinli mağara
Güneş insanı yakar ama sevilir
Ateş insanları yakar kavurur
Aşk fena yakar kanı kemirir
Gençliğe acımaz sağa sola devirir
Sana aşkım desem kaşı çatarsın
Dünya, beni aldatma sen,
Gül, çiçekler desen desen.
Dert büyüktür, söyletme sen,
Ne güller, güzeller geldi geçti.
İlkler, Âdem, Havva desen,
Davulcu çalar, zurna rengine,
Sevenleri verirler dengi dengine.
Bu Sayburc'un adeti, girsin yerin dibine,
Güzelleri verirler zengine.
Düşmanım düşmesin Sayburç eline,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!