Su ver söndür yanık gönülleri.
Solmuş baharın gonca gülleri.
Lal olmuş şakıyan bülbülleri.
Kalbimizi doldur yangın selleri.
Hasretin içimde kalbim yas tutmuş.
Sultanım özlüyor yüreğim
Böyle başlar sevda bilirsin
Gönül sarayına ulaşmak için
Mevladan istenir bilirsin
Seni görmeyen gözlerden
Bir fidan ektin içime gittin.
Kırk iki senedir benimle büyüttün.
Namazla,oruçla hep besledim.
Gel meyvelerini topla efendim.
Dallarımı kırıyorlar sultanım.
İçimi öyle bir yak ki.
Her zaman seni ansın.
Kalbime nazar et ki.
Asla sensiz olmasın.
Dilime öyle bir bak ki.
Birden bire çöktü üstüme hasretin.
Nere gitsem bir türlü söndüremedim.
Vurdu bağrıma derinden vuslatın.
Kalbimi senden başkasına veremedim.
Hançer oldu hasretin her gün ağlattın.
Hiç gelmesen de arar gözlerim.
Gönlüm umutlarla beklemekteyim.
Hasret diye diye bir gün eriyeceğim.
Sen gel gel ne olur can Efendim.
Tarif edilmez hüzünler içindeyim.
Saçlarıma aklar doldu.
Ecel kalbimi yoklar oldu.
Ölüm beni bekler oldu.
Sen gelmedin Sultanım.
Hasretinden yüzüm soldu.
Bu gönül bir kere görmedi seni.
Şu gözlerim hiç bayram etmedi.
Kursağımda kaldı içimin hevesi.
Ne hayatı yaşadım ne de düşümde seni.
Bu gönül seni hep özlemekten yana.
Musalla taşına beni koysalar
Üstüm başımı çıkartıp soysalar
Dünyada neyi çok sevdin deseler
Senden başka bişey demem efendim
Çam bitse mezarımda uzarsa otlar
Gönlüm ne dertlidir bir bilsen.
Her gece rüyama seni yazıyorum.
Affet senden aldığım nefesten.
Efendim senin aşkınla yanıyorum.
Sırtımda taşınmaz büyük yükle.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!