Bir gidebilsem damarlarıma enjekte edilmiş şiirlerden ötelere, yüreğimden bir düşürsem yazılmayı bekleyenleri… Bir seslenebilsem benden ötelere, düşsem yüreğinizin içerisine… Bilirim her şiirin sancısı, bir öncesinin acısını arttırır. Öyleyse;
Bir şiiri bitirdikten sonra doyuma ulaştığını sanan şair sana sesleniyorum.
Sen doyumsuz bir mahlûkatsın, hep yazmak dürtülerinin içinde orgazm yaşayacağını düşünüp dururken, aslında yazmak dürtülerinin son bulacağının korkularını taşımaktasın.
Oysa şiir yaşadığı kadar, yaşatmalıdır da okuyanı ve sen köreleceğim sancılarınla sürüklenip giderken şiirden kopmaktasın.
Sen aslında neyi aradığını bilmeden, özgün ifadeler sığsallığınla kendini kandırmış sağa sola sataşarak nemalanan bir asalak, sen aslında kör olmuş yüreğinin ışığıyla etrafını aydınlattığını düşünen kan emici yarasa, sen aslında kendini bile aydınlatamadığın şiir dünyasının içinde hazırdan yemeye alışmış çakal, sen aslında birçok kılıfın içine gizlenip kendini dev aynalarında görmeye alıştırmış pili biten kumanda…
Elektrikler kesildi uğraşma boşuna…
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta