Dinle gönül, düşen taşın sesini
Fillerle kuşların hikâyesini
Birgün isyân etti bir kul Allah'a
Dikti gözlerini o Beytullah'a
Hükmederken şu dünyaya para-pul
Gel de dostun vefâsını ara bul!
Oysa Mevlâ Hızır bile gönderir
Şâyet birgün düştüğünde dara kul
Hayat imtihandır, düşünen anlar
İnsan şu hayatta sınanır gönül
‘Nefsini bil’ derken yüce beyanlar
Elâlem ne diye kınanır gönül?
Âşık mâşuğunun yaktığı küldür
Kül oldum; aşkından alev alevdim
Gören, göz olsa da seven gönüldür
Ey Resul, ben seni görmeden sevdim
Dervişin gönlünde Hakk'ın çerâğı
Semayla, semâya doğru yol arar
İçinde Allah'ın yer almadığı
Sevda neye yarar, aşk neye yarar?
Ben Halepli Ahmet, bu benim hâlim
İnsanlığa hâlimi sunuyorum
Bitmedi ülkemde bunca mezâlim
Ölene dek de bitmez sanıyorum
Bombalar, füzeler geçti ülkemden
Tekti O (c.c.), Samed'di, gayrı nâkıstı
Ulûhiyyetiydi anlatmak kastı
Okurken tek O'nu (c.c.) düşünür insan
Ondan bu sûrenin adı İhlâs'tı
Sanki insan kaderini okuyor
Tutar nasip olmayanları diler
O yüzden kadere isyan kokuyor
'Keşke' ile başlayan o cümleler
Ulaştık mübarek bir leyle ya Rab
İhyâ ettir onu tevbeyle ya Rab!
Kadri bilinesi Kadir aşkına
Sen bizi bu gece affeyle ya Rab!
Varlığın ne büyük, kudretin âli
Yer ve gökler seni almaz, bildim de
Âlemlere sığmazken ey Sevgili
Etmişim misâfir seni kalbimde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!