Bir taş gibi düşmedim ben zamana—
zamanın kendisi kırıldı içimde.
Ne su yüzeye çağırdı beni,
ne rüzgârın belleğinde
Bir taşın içinde kıvranır:
ilk kelime.
Henüz adını bilmez:
ülke.
Rüzgâr —
Kurak bir yazdı.
Göğün göğsü çatlamıştı.
Solgun saatler,
içinden geçmeyen zamanlar gibi
savrulmuştu eski defterlerin arasına.
Yorgun bir bahçeydim.
O akşam,
gökyüzü yerçekimini unuttu,
bana bıraktı seni,
ellerin hâlâ pencerede titriyordu,
gülüşün orada,
Sana yaklaşan şey
bir insan değildi belki,
ihtimalin kendi içine açtığı dar bir koridordu.
Ben orada kalakaldım.
(Kendime Açılmayan Kapılar)
bir şehir girişi gibiyim kendime
dar sokaklarım var, unutulmuş hecelerden
anahtarı bende olmayan kapılarım
Özenle tutmuştunuz ince elenmiş sözcüklerle
Reyhani nakışlı kırılgan vazoyu o zelzelede
piano piano (pianissimo)
Vurgularınız hassastı, yumuşaktı notalarınız
Eksik olsa da
sevginin sessiz sözcükleri
Adım yok.
Yüzüm, bir duvarın neminde çözülüyor.
Sesim, tutuk bir kapının ardında susuyor.
Ruhumun başı boş yollarında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!