Bir şair nasıl ölürse,öyle öldü bu şiir de
Acısı harflerin arasına saklanmış gibi.
Davası
Yalnızca yağmur yağdığında ortaya çıkan şemsiyeler gibi,
Açıldı.
Ve yağmurdan kaçanların kapattığı pencereler gibi,
Sıvası bozuk duvarlar gibi çarpardı benzi atmış suratıma yalnızlık
Ellerim, bir zamanlar avuçlarına sığınan soğuk parmaklarım,
Onlar bile nasırlı artık
Zımparalanmamış kalbimi ovuşturarak ısıtmaya çalışmaktan
Sen gideli kaç gün oldu saymadım
Kaç gecemi terkedilmiş ülke sınırlarında harcadım?
Ninniler söyle bana anne
Kalbinde beni var ederken olduğu gibi
-Uyu kızım uyu
Uyu da turnalar gelsin rüyana
Uyu kızım uyu-
Yıldızlar gözlerimden kaçtığı için
Sığındılar gözlerine
Toprak bu yüzden çağırıyor beni
Utanılacak bunca yaptığım şeyin dışında,
Utandığım için bakmaya göğe.
Yıldızlar düştü bir gece yanaklarımdan
Silahlar dayandı şakaklarıma
Bir duman kii ,aladağın başında
Alacağım yokluğunda kendime yeni hir hayat
Masum çocukları bulacağım
Ve onlara özgürlük satın alacağım .
Seni çok seviyorum
Ne anlamlı ne anlamsız
Anlamı sende saklı
Anlamsızlığı bende.
Cevabı olmayan bir soru.
Ben de seni.
Öleceğimi düşünüyorum,
Öldürüleceğimi.
Onlar yüzünden assam bile saatleri tavana
Üzülürler mi diye soruyorum
Soruyorum kendime
Saatlere asılan vakitleri sayıyorum.
Görmüyor musun sen de
Uçuruma giden bir yola sürüklenişimizi
Yoksa inkar mı ediyorsun
Gözlerinin kapalı oluşunu
Görmüyor musun
Nasıl eriyip gittiğimi günden güne
Kurudu sol yanımdaki bir avuç okyanus
Kuruttuğu vahalara bir yenisini ekledi, ten kafesim
Şafak;
Gökteki yıldızların katre katre
Sabahlara düştüğü gibi
Söküldü , varla yok arası mahremimden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!