SOSYAL MEDYA SİTEMİ
Göz boyar cilası, özü karanlık,
Bin yalan bir doğru, devran bu çağda.
Ekrana sığındık sanki bir anlık,
Asıl dostluk ölmüş, figan bu çağda.
Meşakkat zuldür gönül verene,
Nefsim kuldur hatır bilene.
Sermayesi sabır olan bedene,
Kefen biçilir mi, söyle hünkârım?
Dilim kilit, özüm mühür,
İçim derya, dışım kusur,
Sabır gönlümde bir zuhur,
Söylettin ya bunu da bana.
Göğüsledim her cefayı,
Aslını unutup yola yan bakan
Hakk'ın sofrasında mervana çıkan
Dostun yüreğine ateşler yakan
Yıkılsın sarayın, soytarı adam
Sana lokma verdik, zehir eyledin
SÖZ:
Gönül hanesine destursuz giren,
Lafı tartmadan boş yere veren,
Gidecek olanı geri çeviren,
Sözün kahrı ile bağlar atını.
Gerçek için ateşlerde yananın,
Us ile kalbini bir tek sananın,
Erenler katında adı ananın,
Sözü kulağımızda küpedir bizim.
Yakınma ve dedikodu bir engel,
Gönül bir kovandır, Hak ise balı,
Hakk’a kurban ettik, şu mülkü malı.
Mevlam meyve vermiş, eğmiş bu dalı,
Sözü mühürledim, bastım gönüle.
On iki imamın, gülü açıldı,
Senin sözün canım bana dokunmaz
Sırtıma kahrını sardım saralı
Riya meclisinde adım okunmaz
Ulu dergahına vardım varalı
Sen gel dedin de ben gelmedim mi
SÖZÜN DERGAHI
Şu yalan dünyanın zehrini tattım
Gönül sarayımı yıktı bu derviş
Benliği öldürüp bir yana attım
Aşkın ocağını yaktı bu derviş
SÖZÜN HAYSİYETİ
Hacılar, hocalar ozan olmuşlar,
Hepisi sözleri diziyor şimdi.
Kimisi edebin bozar olmuşlar,
Sinkaflı küfürü düzüyor şimdi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!