Rızalık
Bugün gel la gardaş rıza alalım,
Yarına çıkıp da çıkmamak da var.
Hakikat yolunda gel sarılalım
Gidip de geriye dönmemek de var.
Roller Değişse
Gözümden yaş olup aksan yerine,
Keşke rollerimiz değişse yarim.
Girsen şu gönlümün en derinlerine,
Keşke yerlerimiz değişse yarim.
RUHDAKİ AYDINLIK
Gökyüzü bu akşam nurla doluyor,
Karanlık kafeste acım yanıyor.
Gurbet ateşiyle ömrüm soluyor,
Derin bir nefeste acım yanıyor.
RUH REVAN
Yıkıldı köprüler, koptu son halat,
Gözümde küçüldü mülk ile saltanat,
Ruhuma dar geldi süslü kainat,
Sükûtun gölüne dalmaya geldim.
Hangi kelimeye dokunsam,
Bir hatıra canlanır.
Unutulmuş bir melodi gibi,
Ruhumda yankılanır.
Ne zaman yalnız kalsam,
Bir gölge belirir.
Aynaya baktıkça sırlarım görülsün,
İnkârın yüküyle boynum bükülsün,
Oklarım dönerse canım sökülsün,
Ektiğim feryatlar yere dökülsün.
Ruhumun Yolculuğu
Böyle bir alemin içinden geçtim,
Zehiri zıkkımı elinden içtim.
Yön verme bana ben yönümü seçtim,
Beni kabul edecek ahiret var mıdır?
Doktor, ey doktor, yüreğe saplanan hançer çıkar mı?
RUHUN KANUNU
Bir kuraldır dinle, ten bir kafestir
Kuş uçunca boş bir dala dönersin
Hayat dediğin sadece bir nefestir
Nefes kesilince kula dönersin
RUHUN ÜÇ SÜTUNU: MEKÂN, AHLÂK VE LİSAN
Sarı Saltuk geldi, açtı bir kapı,
Mekânı yurt kıldı, kurdu bir yapı,
Balkan’dan Kırım’a sundu bir tapı,
Vatanın bağrında yeridir mekân.
Adam girdi içeri, buz gibi bir selam savurdu,
Karanlıkta kalmış bir köşeye, sırtı duvara dayandı.
İki şekerli, koyu demli bir çay istedi, garson, "Buyur dayı," diye söylendi.
Elde tabaka, parmaklar titrek, başladı kağıda tütün sarmaya.
Muhtar çakmağı, o eski yorgun ateşi yaktı, ciğerine dumanı boşalttı.
Bir yudum acı çay, bir fırt sıkıntı, gözler camda, takılıp kaldı uzaklara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!