Umut kırılır umut,
En beklemediğin zamanda.
Bırakır yerini boş bakışlara,
Geceye döner ufuklar…
Düşler kopar düşler,
Kalbim hüzün sokağı,
Umut etsem yıkılır,
Sevinsem sel basar sinemi...
Gül/sen
Kırılıyor mu aynadaki yüzün...
Dinliyor musun geceyi,
Vefasızca esen rüzgârı,
Umuda yelken açan yıldızları
Ve bir yalnızlığı örtmeyen karanlığı...
Kırk bir canımıza…/ Rahmetle…
Yandık bir akşamüstü,
Karanlığın derininde,
Kırk birdi adımız,
Ekmek parasıydı derdimiz…
Kırkı aştı...
Kırkım çıktı halen seviyorum,
Yine dilim tutuluyor görünce seni.
Geçti artık diyorum geçti,
Ama yine titriyor sesim anınca seni...
Gökyüzü yarım,
acı kahve tadında damağım.
Kırkyıl hatırlanır fincandaki falım,
salınarak gelir uzaklardan yarim…
Ay karanlık,
Kış düşer yüreğine…
Ne geçtiğin yollar,
Ne harcadığın zaman unutturur.
Yollardan toz,
Yıllardan iz düşer yüzüne…
Kıskanmaz mı İstanbul,
senin gerdanına dokunurken.
Mahcup olup da yere eğmesin başını,
senin gözlerine bakarken…
Ne sevdaları yaşattı koynunda,
çekip almasın seni kollarımdan…
Bir taşla iki kuş vurduğunu sanan aptallar,
kuşlar zaten onun için oradaydı.
Ağır geldiği için taş taşımayıp, laf taşıyanlar,
siz o işi yaptığınız için size havale edildi.
Ben ne maviler gördüm,
çamura bulandılar.
Ben ne maviler gördüm,
baharında soldular.
Ben ne maviler gördüm,
biri gökyüzü biri deniz, ufukta kavuştular…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!