Aşk, tenden süzülüp ruha damlayan o kadim şarap mıdır?
Bir fısıltı mıdır rüzgâra karışan, ürkek.
Toprak kokusu mu,
kuruyan dallar mı,
çölleri yürüyerek geçmek mi?
Kusursuz zihinleri esir alan o görünmez ağ mıdır,
Bir de senin o susuşun var.
Geceyi bölen bir fenerden daha keskin,
İlk karın düşüşünden daha telaşsız
Ve şurada, sol yanımda atıyor.
Bozkırda yalnız bir alıcın gölgesinde,
Dağdan inen dumanın serinliğinde.
Akşamın eşiğinde,
Zamanın düğümünü çözüyorum usulca.
Derin bir nefeste, yalnızlığı fısıldıyorum.
Ufukta sönen o son kızıllığın içine,
Seni yazıyorum yeniden.
Unutmak, hatırlamanın en ağır bedelidir;
Yıkılıyor be…
Omzuma yüklenmiş bütün virane zamanlar
Eylül akşamlarının buğusu
Gözlerime inceden yol
Salçık saçak düşler mırıldanır ruhuma
Yıkandıkça bak diriliyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!