Rûhebra yâ—
ruhumun derinliklerini işgal eden
zifiri inkılapların karanlık manifestosu…
parkesi yırtık emekçilerin
is kokulu alnında büyüyen
o mağlup devrimi taşıyorum içimde;
çekici kırık demirciler geçti kalbimden,
demiri değil, yazgıyı döverek.
Ve şehir—
paslı bir ideoloji gibi çöktü omuzlarımıza.
Açlık; yalnız mideye değil,
imana da vurdu bu çağda.
Kavganın yetim ruhu dolaşıyor hâlâ
barut kokulu sokak diplerinde;
her insan biraz sürgün,
her suskunluk biraz ihtilal artık.
Sen ise—
kırılgan deve dikeni çiçeklerinden örülmüş
ince bir kıyamet gibiydin;
ruhuma saplanan estetik bir yara…
Rûhebra yâ;
ruhumu adadığım nurun
kırılgan yansımasıydın sen.
Dokunsam tarihim dağılacaktı,
sussam içimde bir iç savaş büyüyecekti.
Vahanın susuz denizlerinde
boğulmayı öğrendi bu kalp;
çünkü bazı insanlar
su gibi değil,
devrim gibi eksilir insandan.
Kayıt Tarihi : 7.06.2026 23:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
-




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!