Aşkın kanatlarında süzüldüm bir zaman,
Gökyüzünde kanat çırparak uçarken.
Rengârenk düşlerim vardı, umut dolu,
Ta ki; acılar gelip gönlüme dağılıncaya dek.
Aşk, gül bahçesinde açan en güzel çiçekti,
Sessizlik bir gürültü, uykusu gelmiş devin,
Ruhu çürük bir madde, camdan yapılmış evin.
Zamanın ötesinde, olmayan bir ödevin,
Kendi içine çöken, kara nuruyum artık.
Gölgesiz bir boşlukta, yankısız bir nidayım,
Varlık dediğin rüya, bir hiçliğin sancısı,
Hasret, zaman dışından gelen bir yabancısı.
Ben miyim bu mekânda, yoksa ruh kiracısı?
Sonsuzluğun içinde, nokta bile değilim.
Zaman, kör bir değirmen, öğütür her anı mı?
Kırbaçlanan ruhumun, irini akıyor bak,
Hasret dediğin cellat, boynuma geçirdi fak.
Gözbebeğimde yangın, her yanım zift ve batak,
Leşçil kuşlar şölenle, şu beynimi oyacak!
Kustuğum her bir kelime, paslı çivi, kör bıçak,
Yolların ucunda gözlerim kalır,
Esip geçen rüzgar selamın alır.
Hasretin içimde bir kor; çoğalır,
Yandıkça tükenen bir can gibiyim.
Geceye sığınır dertli başım yar,
Gönül yarası kalpte açan kanlı bir gonca,
Dermanı dost gönüllerde saklı bir ilaç.
Sevgiyle yoğrulmuş, derin bir vefa,
Gönülden gönüle akan deryadır dostluk.
Dost dediğin candır; yoldaş, yaren...
Diz çöktüm önünde, dilsiz oturdum
Sabrı sükut ile karan yerdeyim
Hayali karşımda cana doyurdum
Hasretle uykumu bölen yerdeyim
Bir yanda ayrılık, bir yanda hüzün
Hasretin zehrini içtim de geldim,
Sabrın kalesini geçtim de geldim.
Dünyanın yükünü seçtim de geldim,
Vurduğun yaralar sızlar içimde.
Vefa bekler iken cefa bulduğum,
Gönül tahtı çöktü, saraylar viran,
Kalmadı çevremde bir halden anlayan.
Zalim fırtınadır bağrımda kaynayan,
Felegin çarkına dur derim artık!
Vuslat dedikleri serapmış meğer,
Işıksız bir sese bürün, suskunluktan taç giydir,
Zamanı tersine sağ, anı yokluğa değdir.
Olmayan bir gölgenin, varlığını yere eğdir,
Ben yokluğun içinde, kendimden sızıyorum.
Ruhun dikişleri koptu, söküldü son heceler,
Güneşi yutan kara, gebe kaldı geceler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!