Bir duble beyazlaşır masanın kuytu kıyısında,
Dünyanın bütün gürültüsü çekilir yavaşça kapı dışına.
Ne zaman ki soğuk su dokunur anasonun gizli kalbine,
Anlarsın; zamana sitem etmek için henüz erkendir bu şehirde.
Masada Ezine’nin o kendine has sertliği,
Yanında yaza tebessüm eden bir dilim kavunun kokusu...
Kuytu bir radyodan sızan o tanıdık, o eski cızırtı;
Müzeyyen Abla söyler, sen usulca susarsın.
Çünkü rakı, sözün bittiği yerde başlar kederi demlemeye,
O ilk yudum ki Ege rüzgarının imbiğinden süzülmüştür sanki.
Ne dün akşamın ağırlığını bırakır yorgun omuzlarında,
Ne de yarın sabahın o kaçınılmaz kaygısını taşır masaya.
Buzun bardağın çeperine her vuruşunda,
Yitip gitmiş eski bir dostun şen kahkahası yankılanır hatıralarda.
Bir çilingir sofrası değildir sadece kurduğun bu ahşap masada;
Kendi içinle, kendi yenilgilerinle helalleşme ayinidir bu.
Zaten kimse sarhoş olmak için oturmaz bu demin başına,
İnsan, sadece biraz hafiflemek ister şu koca dünyada.
İçindeki o sessiz kalabalığı dağıtmak ister tek bir kadehle,
Göz göze geldiği dostun susuşunda kendini arar.
Gece, denizin siyahına iyice karıştığında yavaşça,
Kadehler önce aramızdan erken gidenlerin anısına kalkar.
Sonra bir türlü gelemeyenlerin o bitmeyen hayaline,
Ve en nihayetinde, bunca yüke rağmen hâlâ insan kalabilmenin şerefine.
Yudum yudum eksilirken bardağın o ak sütü,
Yürekte biriken tortular zamana yenilip erir.
Sonra bir sessizlik çöker masanın ortasına;
Yalnızlığın bile utandığı, kalplerin anlaştığı o derin sessizlik.
Bitecekse böyle bitsin gece, hiç acele etmeden;
Masada son yudum, gözde bir damla tuzlu deniz,
Ve ruhta o kederli ama mağrur tebessümle...
Çünkü rakı, bir içki değil, hayata verilen zarif bir mola demektir.
Kayıt Tarihi : 15.08.2026 14:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!