Kuğunun Son Şarkısı Şiiri - Zeynebp Özge

Zeynebp Özge
56

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Kuğunun Son Şarkısı

Beyaz Kuğu, son dramını canlandırıyor o gece.
Oyun başlıyor, açılıyor perde.
Sahne zifirî karanlık, salon tıklım tıklım dolu...
Melodram şarkılar söylüyor, bir grup
gönüllüler korosu.

Seyirciler, sahneyi göremese de
hiç susmuyor alkışlar...
Beyaz Kuğu, o gece tutkuyla canlandırıyor rolünü.
Yaratılıştan getirdiği zarif benliğini en doğal hâliyle yansıtıyor sahneye.
Beyaz kuğu son dramında aşkı, asaleti ve fedâkarlığı temsil ediyor.

(Kader yalan söylemiş sanki oyunbazlık yapmış gibi, coğrafya...
Beyaz bir kuğu yaşıyor bu kül rengi bataklıkta.-
Gölün karanlık sularına dalıp çıktıkça
lotus çiçeklerinden taçlar takıyor o ipekten saçlarına.
O doğal güzelliğiyle, ihtişamıyla...
Göle her dalıp çıkışında yeniden doğuyor.)

Dramın ikinci perdesinde siyah bir kuğu geliyor göl kenarına:

(Siyah Kuğu, her gün o saatlerde göl kenarına gelir ve hiçbir şey yapmadan öylece durup göl kenarında kendi yansımasını izlermiş.)

Beyaz Kuğu, göl kenarında rastladığı Siyah Kuğu'ya ilk görüşte aşık oluyor.
Siyah Kuğu, bu durumun farkında olmasına rağmen beğenilmenin verdiği haklı gururla, umursamaz tavırlar sergilemeye devam ediyor.
Gözleri ara sıra Beyaz Kuğu'ya takılsa da Beyaz Kuğu'nun ne yaptığıyla hiç ilgilenmiyor, haddizatında.
O kendini beğenmenin kibriyle günden güne eriyor.

Bir gün Beyaz Kuğu onun bu suskun, bu umursamaz hâline daha fazla dayanamayıp yanına yaklaşıyor.
"Affedersiniz!"
Siz daha önce; hiç karşılık beklemeden, birisini sevdiniz mi acaba?" diye soruyor.

Siyah Kuğu şaşkın ve umursamaz bakışlarla şöyle cevap veriyor:

"Niye yapayım ki böyle bir şeyi
bu yeryüzünde benden daha yakışıklı, benden daha karizmatik, benden daha çekici biri olmadığına göre sevilmeye layık olan da yalnızca benim diyor."

Beyaz Kuğu:
"Hayır, siz yanlış biliyorsunuz?
Yeryüzünde yaşayan her varlık sevilmeye layıktır.
Bence siz sevmeyi bilmiyor sunuz?
Üstelik zaman çok değerlidir.
Bir gün sevmek isteseniz bile çok geç kalmış olabilirsiniz."

Siyah Kuğu:
"Çok doğru! Sizin de söylediğiniz gibi zaman çok değerli...
Lütfen, beni rahat bırakır mısınız artık? Deyip göl kenarından uzaklaşıyor.

Siyah Kuğu'nun dünyasına bu şekilde girmenin imkânsız olduğunu anlayan Beyaz Kuğu, onun ilgisini çekebilmek için farklı bir yol deniyor.
Oradan uzaklaşmakta olan Siyah Kuğu'ya sesleniyor:
"Fakat benim çok az zamanım var, hem de çok az...
Ölmek üzereyim!
Bir gün...
Sadece bir günlüğüne benim sevgilim olur musunuz?
Yoksa siz sonsuza dek..."

Siyah Kuğu:
Beyaz Kuğunun cümlesini tamamlamasına bile müsaade etmeden kesiyor sözünü:

"Bu mümkün değil...
Üstelik hiç karşılık beklemeden...
Hayır kesinlikle olmaz!
Bir günlüğüne de olsa hiç kimseye veremem kalbimi."

Bu sözleri işiten Beyaz Kuğu, aşka olan inancını kaybediyor.
Oracıkta soyunuyor aşkın beyazından.
Üzerine karşılıksız sevdanın karanlığını giyip siyaha, bürünüyor.
Oysa bu yansıma sözcükler, bu
mimesis (taklit) figürler...
Beyaz Kuğu'nun son şarkısı aslında.

Beyaz Kuğu için, her şey anlamını yitiriyor, ışıklar bir bir sönüyor.
Sahneye yansıyan gölgeler bir bir yok oluyor gerçekliğin, acımasızlığı karşısında.

Aşkın son kırıntıları da katarsis olup
Beyaz Kuğu'nun gözlerinden akan birkaç damla gözyaşına dönüşüyor.
Ve sahne tamamen kararıyor.

Son perdede, gizemli iki kuğu var sahnede.
Ekstrem hareketlerle,
infaz edilmek üzere bir suçluyu getiriyorlar.
Suçlunun başı eğik, omuzları düşmüş
suçu uykusunda aşkı, boğarak öldürmüş.
Tanrı, aşkı yeniden yaratmak için meleklerden aşkı hiç tatmamış bir kalp bulmalarını istiyor.

Kendisinden başka hiç kimseyi sevmemiş olan Siyah Kuğu, birdenbire göğsünde dayanılmaz bir acı hissediyor.
Aşkı, sevgiyi hiç hissetmemiş olan taşlaşmış kalbi sanki demir mızraklarla sökülüyor yerinden.
Acı şiddetlendikçe nefes almak güçleşiyor.
Beyaz Kuğu'yu hatırlıyor, onu dinlemediği için çok pişman oluyor.

Bu durumu uzaktan izleyen Beyaz Kuğu, sevdiğinin daha fazla acı çekmesine katlanamıyor.
Kanat sesleriyle iniyor sahneye.
Alev almış kanatları...
Gök kubbede asılı güneş gibi onun ışığıyla aydınlanıyor, karanlık sahne.
Göğsünden söküp çıkardığı aşk dolu kalbi,
can çekişiyor, ellerinde...
Siyah Kuğu için,
hiç düşünmeden vazgeçiyor, aşk dolu kalbinden.

Beyaz Kuğu'nun aşkla yıkanmış ölümsüz kalbi; Siyah Kuğu'nun ölmüş ruhuna, yeniden can veriyor.
Aşk yavaş yavaş sirayet ediyor, hücrelerine kurumaya yüz tutmuş damarlarında yeniden ılık ılık kan dolaşmaya başlıyor.

Seyircilerden biri:
"Olur şey değil, bu oyun bir saçmalık...
Bir kuğu sevdiği uğruna vazgeçer mi hiç kalbinden?"
Diyor.
(Başlarını sallayarak onaylıyor diğer seyircilerden birkaçı...)

Beyaz Kuğu'nun, kendi varlığından kaç kez vazgeçtiğini bile bilmeden.

Siyah Kuğu, hemen koşup ölmek üzere olan Beyaz Kuğu'yu sarıyor kanatlarıyla.

Ve şöyle diyor:
"Eğer istersen seni bir gün değil, bir ömür boyu hem de hiç karşılık beklemeden sevebilirim."

Beyaz Kuğu cevap vermiyor, gülümsüyor sadece...

Sonra:
"Affedersiniz siz beni yanlış anladınız galiba.
Çok az zamanım var, hem de çok az...
Beni bir dakikalığına; sadece bir dakikalığına, kendi kalbinizle sevebilir misiniz acaba?

Zeynebp Özge
Kayıt Tarihi : 28.11.2025 18:06:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!