Zamana yenik düştüm anne
Yıllara yollara yenik düştüm
Artık beni ne güneş yakar
Ne su arıtır
Ne rüzgar korkutur
Gecelere kan ter uyanıyorum
"Benim naciz vücudum nasılsa birgün toprak olacak" M.Kemal Atatürk
/Saygımlarımla yüce Atam/
Bir rüzgar esdi durdu sabaha kadar
Elden birşey gelmiyor dedi doktor
Nafile bakışlara dayanamadı ağladı
Kalbimin söküklerini dikebilir misin?
Çoktan uğrayacağım ya mekânda değilsin
Sızlıyor yaralarım, kanatanı bilir misin?
Sence çok mu masraflı olur?
Biz, iğne, iplik, biraz balmumu ne dersin?
Yoksa komple fora mı geçersin?
Ne karım vardı,
Aklım neye ayardı?
Dimyata pirince giderken,
Evdeki bulgurdan olmak.
İşte tam
Kör sevda.
Riyasızdır sözümüz
Haktır bizim özümüz
Küllenmez hiç közümüz
Bilen bilir içten bizi
Terazimiz yanılmaz
Susuzluktan, kurumuşsun.
Buruş buruş, buruşmuşsun.
Islayalım, seni bir, akşamdan.
Kokun geliyor, uzaktan uzaktan.
Bir özlem başlar, ufaktan ufaktan.
Bir güzel haşlarız seni, sonra.
(Pınar Türkmen anısına)
Antep’te bir kızı vurdular
Yol ortasında koydular
Adını da P.T sundular
Yiyecek ekmeği, içecek suyu varmış &
Ev kalabalıktı. Feriha hanım, terasta neşe ile yenen yemekten sonra alt kata indi. Baktı, çöp hayli dolmuş, o saatte pek çöp atılmazdı ama götürüp atmak istedi. Damat televizyon izliyordu salonda. Çöpü aldı ve çıktı. Bahçeyi geçti, bahçe kapısını açtı ve çıktı. Çöp kutusuna kadar yürüdü, kapağını açıp çöpü attı. Ne çok çöp dedi. Hemen her evde iki ya da üç aile vardı. Yazlıklar dolu, dolu neşe içindeydi. Bu saatlerde çoğu ya denizde olur ya da evde yemekte veya da çayda. Feriha hanım giderken koca bir karton parçasının damadın arabasına yakın durduğunu görmüştü. Onu almak için eğildi ve çekmeye başladı, yanda ki evin bahçe kapısının önünde siyah bir şeye başını koyup yatan adamı gördü. Zayıf bir adamdı yüzü görünmüyordu. Üzerinde soluk bir atlet, siyah bir şort vardı. Aldırmadı, kartonu iyice duvarın kenarına çekti, içine büyükçe bir taş koydu rüzgâr yeniden savurmasın diye. Doğruldu, adama baktı. Hala oradaydı, ayak sesine dönüp bakmamış ya da hiç kımıldamamış olması dikkatini çekti. Biraz baktı öylece, sonra ama o evde kimse yok bu kim ki orada yatıyor diye merak etti. Döndü gitmek istedi, ama gidemedi meraklandı. Damada seslendi. Kapı açıktı ama damat duymadı. Televizyonun sesi yüksekti. Sonra evin kapısına kadar gitti. Serkan, Serkan! Diye seslendi. Damat kapıya geldi.
- Efendim, ne oldu?
- Bi baksana şurada bir adam yatıyor merak ettim.
Serkan telaşla terliğini giyip geldi.
- Hani nerde?
Ataşehir Türk Halk Müziği Korosuna teşekkürler
Dün gece sazdaydım
Şirin dillerle sözdeydim
Buram, buram türkü idim
Anadolum da özde idim
Kapıyı açıp çıktı adamın biri
Uzun gölgesi vardı
Yürüyordu adamın biri
Gözlerinde derin öfke
Yüzünde hatları gergin
Sertçe tükürdü yola




-
Eşref Trak
-
Mehmet Küçükkarahan
-
Nevzat Bilgiç
Tüm Yorumlariyi geceler. yorumunuz için teşekkür ederi. sizlerle şiir paylaşmak güzel bir duygu.
saygılarımla
eşref trak
kaleminize ve yüreğinize sağlık....
Değerli Şaire iyi geceler! ...
Artık Sakarya 'da değil, Edirne ' deyim.
Evinize esenlikler dilerim.
Saygılarla.