Doğumla ölüm arası
ADIMI ANASIN
Dondurdun kalbimi her yanım ayaz
Bir ömür soğuğu hisset çek biraz
Ne baharın olsun ne güneşli yaz
Yatağın boş kalsın yüreğin donsun
AH
Seni öyle bir unutacağım ki,
Adını bir daha anmayacağım.
Kalbim "sen" diye bağırsa da, yazık;
Onu kendi ellerimle parçalayacağım.
Baharın Ta Kendisi
Gölgesi yorgun o bahçeden çık artık...
Rengi solmuş bir hatıraya, değmez bu emek.
Senin yolun, toprağın altındaki sızı değil;
Güneşe ilk kez "merhaba" diyen, bir çiçeği sevmek.
Elde kalan bir avuç kuruluksa eğer,
BATIK ŞEHİR
Bakmışsın ki ben o batık şehirdeyim Derinliğimde bin yıllık bir suskunluk Her gelen bir çakıl taşı atmış üstüme Kendi enkazımı kendi sularımla örmüşüm
Şimdi sen o gizemli suların yabancısı Sakın ağleme bu limana sakın gelme Ayakların çizilir ruhun kanar Değmez bu sessiz adaya geldiğine
Aynanın arkası uçurumdur benim Yankısı derttir sesi fırtına Ben kendi boşluğumun hükümdarıyım Sense mısralarında bir misafir
Düşün ki bir şehir ışıklarıyla Nasıl ruhu iyileştirir uzaktan İşte öylece bak bana dokunmadan Yarana yara eklemeden sahiplenmeden
Bu şehir batıktır ama teslim değildir Zira bazı adalar keşfedilmek için değil Sadece bir ışık gibi durmak içindir
BATIK ŞEHRİN SON HARI
Bırak artık bu savaşı, birlikte batıralım bu şehri;
Zira payıma düşen ne bir köydür artık, ne bir kasaba.
Kalemi kağıdı terk et, sesinden önce sessizliğini ver bana;
Kader dediğin, bazen dilsiz bir merhabadan ibaret.
Ne saçımın rengi kalır aklında, ne gözlerimin izi;
BİR FİLİZİN UYANIŞI
Zifiri arzın sinesinde, bir zerreyim uykuda,
Sükûtun örtüsüne bürünmüş, beklerim pusuda.
Gökten süzülen o ilk kutsal damlayla,
Depreşir içimdeki kor, o kadim heyecanla.
Umuda derin bir hicret başlar derinden,
DELİ RÜZGÂRI
Bir nehir akıyor göğsümün tam ortasında,
Bentleri zorluyor, durmuyor dünya yasında.
Her şeye rağmen, her şeye inat bir sevinç,
Bu öyle bir güç ki ne yaşlanır ne yorgun düşer.
Kökleri derinde, dalları göğe sevdalı,
Eksilen Ömür
Dünya sabit yerinde, taş yerinde ağır,
Hayat akar gider, hem dilsiz hem sağır.
Yalan ne yerdedir ne de gökteki kanda,
Ömürdür yalan olan, geçen şu her anda.
Yükümüz ağır, yolumuz ise hep kısa,
Gölgelerin Kavuşması
Güneşte yorulmak değil bu, Kendi gölgende kaybolmak. Uzanmak, parmak uçlarında bir sızıyla, Boşluğu tutmaya çalışmak.
Mor bir akşamın eteklerinde, İki el, iki ayrı dünya. Biri hep orada, Diğeri hep bir adım öte rüyada.
En zoru ne biliyor musun? Gelmeyecek olanı, Kapı eşiğinde değil, Kendi kalbinde beklemek.
Gönül Aynası
Ruhumun en yaralı anında çıktın karşıma,
Yan yana olamasak da varlığın güç veriyor bana.
İlk defa bedenimin değil, kalbimin sevildiği hissi...
Bir kadından önce, bir "can" olduğumu hatırlatır gibi.
Herkes dışımda dururken, sen içeriye baktın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!