Bir kere gül kader gel şu garibe
Feri gitti şavkı söndü gör kader
Susuz kaldı bağım oldu harabe
Çiçeksiz bahçeye döndüm gör kader
Bağrım yanar sönmez gamdan kederden
Sayamadım söndürdüğün ocağı
Bomboş kaldı anaların kucağı
Doyurdun da şu köyleri bucağı
Bir gözünü doyurmadın be kanal.
Yaşlı gözle hep ardından baktırdın
Göğün maviliğine çalınan kara gibi
Kötülük,
Tüm masumlukların üzerini örttü,
Sakladı, unutturdu,
Tüm iyilikleri.
Dudaklar,
Anlamak adımdır mana yolunun
Bilmek son adımdır yolun sonunun
Eyvahla bitmeden Allah kulunun
Ömrü dolmadan kesme ümidini
Bugün doğru derse yarın yanılır
Dağa taşa haykırsam da dinmiyor acım
Aldılar elimden seni kınalı kuzum
Kurusun kurusun yavrum
Sana kıyanların eli
Şehrin en nadide gülü de olsa,
Yeri dolmazmış
Sümbülün, nergizin, menekşenin, kekiğin.
Anladım,
Kırk altı yaşımda.
Ütülü bir gömlekte, kılıfına koyduğum bir takım elbisede, kösele bir kundurada değil,
Birliğini korursan
Her yer ötüken sana
Töreye baş tutarsan
Yolun tamudan yana
Çabayı bırakmamak
Ben beni büyütme çok da küçültme
Kul hakkı var ise var nefsin hakkı
Eli güldürürken özün ağlatma
Kul hakkı var ise var nefsin hakkı
Manayı ararken kaybetme kendin
Sana ömrümü vereyim
Meleğim
Benim biricik bebeğim
Karanlıklar içinde güneş gibi doğdun
Kaderim talihimsin alın yazım oldun
İnsandır varolur yokluk içinde
Var da yok da yalandır hak içinde
Dağlar aşan malı olsa ne fayda
Köşkü de evi de toprak içinde
Bütün ettiğini sonunda görür




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!