Beynim ve kalbim sürekli savaş halindeydi...
Bazen kalbim aklımı vuruyor, bazen aklım kalbimi yaralıyordu...
Gözlerimdeki bulut yağmura dönüşmüş, yağdıkça çığlık oluyordu...
Günbegün edepsiz acılar ruhumu sarıyordu...
Hâyâl ettiklerimle yazdıklarım arasında gecenin karanlığı vardı...
Kendimle olan kavgam bitmek bilmiyor, yaşadıklarımı yazmaya korkuyordum...
git
yaraların yâdigar kalsın
tuz döktüm ateşi soğusun
alsın gözyaşımı
gözlerim dinlensin...
haziranda sarıda
Acıya banmamış hiç bir söz kalmasın istedim,
Ondan gerye kalanı şiirlerle anlattım...
Seni de öldürdüğüm şiir mezarlığına gömdüm.
Senin, diğer mezarlardan ayrıcalığın, başucuna kuşka taşı koymadım.
Şiir ; susturulmuş dilin lehçesi, güz çiyi yemiş gönül bahçesi
....ve yürek ağrılarının kanatlanmış esrik kuşlarıdır...
Keşke birisi şiir niyetine bir kaç cümle yazsa da tekrar tekrar okusam.
İnsan alıştığı birisinden haber alamayınca, boşaltılmış şehir gibi oluyor içi.
Gönlümün evini ateşe verdin
Bu yürek yangını söner mi
Yüce dağın karı erir mi...
Bu sevdayı yarım bıraktın yaa
Dilerim Allah'tan
Yanasın şiir olasın, şiir olasın...
Gamzelerin başkalarına bal, bana mezar olmuş.
Hiç düşündün mü o mezara günde kaç şiir öldürüp gömdüm.
Çiçeği solmasın o güzel yüzün
Yetmedi bu aşka şiirsel hüzün
Biz bu sevdayı gurbete gömdük
Mezarı olmasın gömdüğümüzün
Söze nasıl başlasam bilmem ki ;
Yanmış ateş külünün bir muhabbet kuşuna aşiyânıdır bu sözler...
Kuş ötümü sabahların, yıldız düşüren gülüşleredir bu serzenişler...
Mahçup bir mağlubiyetin, ölümcül bir sevdaya galibiyetidir bu mısralar...
Dervişhan dilin, yârin gönlüne gömülüşüdür bu feryat...
Badem dudağı satırlarla, kızıl mutlulukları dile getirişidir...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!