Mehtabından öptüğüm geceler,
Bir deniz kıyısında ölseydim ne vardı.
Mezarım, köyünün karşısında olsaydı.
Bazı geceler kehribar karasıdır,
Eylülün yağmur damlası,
Kadının gizlediği ak saçı.
Sevdayı, kanadı kırık kuşun gözyaşında gördüm
Eli kınalı bir kızın üşüyen yüreğinde okudum
Ozanların dizinde ağlayan bağlamadan dinledim
Ben, aşkı beni öldürürken öğrendim....
Çakılırken gözümün mihengine vedalar
Dört mevsimin dördünü de düş kovalar
Eli kınalı şafağa kanat çırparken kuşlar
Sürgün verir dilimde tomurcuk elvedalar
Ne vakit omuzlarıma düştün,
Hangi vakit yağmurun gözyaşıyla gülüştün,
Üşümüş insafımın kardelenlerinin boynunu büktün...
Bu karanlık ömrün kirpiğinde zemheriyi yaşarken gönlüme düştün...
Sen yâr dediğim yaranın ılıklığı,
Sen geceyi örten günahlarımın çığlığı,
Anlatacak bir hikâyem bile yok...
Halbuki dağlarda binbir çeşit sevdalar toplamıştım...
Hepsini birer birer soldurdular...
Ölmeden mezara gömdüler, eller ne bilsin...
uçuşun kuşlar, yetmedi nezaket
size özgürlükler, bana felaket
yaban yazgısının kalanı feryat
kara kara ötüşmeden elveda.
çayırlar çimenli, bayırlar güllük
Şu tıfıl yüreğim, sosyalist dudaklarına kuruyorsa bu benim suçum değil,
Senin doyumsuz sevgi açlığındır...
Yakuttan gökler, köpükten bulutlar,
Çiçek çiçek dağlar bezemişim sana...
Gamzende gül üşüse, mevsimler kışa döner içimde...
Ki, ben senin için günde iki şiir kurban vermişim...
En kusursuz cinayet ; tiyatro sahnesinde
"seni seviyorum" perdesinden sonra,
oyunu yarım bırakıp kulisi terk etmektir.
yelin getirdiği yanık kuş tüyü,
içimizi yaktı kahpenin soyu.
yağmur meçhüle yağar,
gözümüz nar kızılı.
yüreğimiz zemheri vurgunu,
ciğerimiz göğün yedi katı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!