Nasip etsen kalksam gece
Abdest alsam bir güzelce
Diz çöküp de hece hece
Ansam adını dil ile
Zikrullahla coşa gelsem
İkbal kapısı mebusluk;
Gelen aday giden aday!
Kesintisiz akan musluk;
Şıkır şıkır! Say babam say!
Deli gönül viran etti hanemi,
Aldı beni benden yar diye diye!
Bir pîr-i mugana verdi sinemi,
Artsın eksilmesin har diye diye.
*
Hem karılık taslar hem de efelik
Meşrûiyet ister Lûtî kahpelik!
Cinsiyet organı değilki makad;
Cinsellik sayılsın menfur ibnelik
*
Biz bu yükü taşımaktan yorulduk;
Seksen yıldır sırtımızda el aman!
Garb’a göre ayarlandık, kurulduk;
Çağdaşlığa kurban gitti din iman!
Kaldırım taşları öpmesin beni
El âlem ne der
Kaldırım taşları öpmesin beni
Kahpeler güler
Sanki Cennetten kovulmuş bir küçücük Âdem’di o. Kolejlerde okuyan mutlu bir çocukken evden atılmış, daha olan biteni tam idrak edemeden, kendini hiç tanımadığı bu koca şehrin, sokaklarında buluvermişti. Şu hastalıklı ve cılız arkadaşı da olmasa, tümden yapayalnız kalacaktı sokaklarda.
Yağmur yağıyordu ince ince. Açtılar ve arkadaşı, kötü kötü öksürüyordu. Bunca evin içinde evsiz, bunca kalabalığın içinde yalnızdılar. Yüzü solgun, gözü yaşlı bir kadının hayali canlandıkça zihninde, bir kor düşüyordu içine. Cehennem ateşi gibi bir şey. “Annem! ” diye inliyordu içten içe. “Ah annem! ...”
O gece, arkadaşının öksürüğü, onu korkutacak kadar sıklaşıp uzayınca, içinde üç beş kişinin oturduğu o izbe kahvehaneye girdiler. Belki biraz oturmalarına, ısınmalarına izin verirlerdi.
İçeri girince bütün gözler üzerlerine çevrildi. İçerde, tezgâhını temizlemekle meşgul kahveci durdu, bir köşede aynı masada oturan dört genç adam birbirine manalı manalı baktı. Daha çocuk denecek yaşta ve perişan durumdaki bu iki gencin, gecenin bu saatinde kahvehanede, ne aradığını anlamaya çalışıyorlardı.
Ayaklarımla düşündüğüm,
Beynimle yürüdüğüm!
Dikene battığım,
Gülce koklandığım!
Zulme uğramadığım;
Tersine,
Kafasını kuma sokan sokana;
Ne söylesem kar etmiyor efendim
Hakikate kasten şaşı bakana,
Ne söylesem kâr etmiyor efendim.
havada,
çaresizlikten ve şoktan kamaşmış,
gözleri kısık,
içini göstermeyen,




-
Osman Şener
Tüm YorumlarŞiiri sehven iki kere yayınlamışım. Altındaki yorumları buraya alarak birini sildim. Özür dilerim...
...
Leyli Can Şiiri Hakkında;
Âşık Cinasî: Bu ne güzel bir şiirdir, ne güzel bir koşmadır. Şimdi kalkıp mercekle uyak aramanın, biçime dayalı kural aramanın bir anlamı var mı? Şiiri ...