Bu diyardan o diyara giderken,
Azığını götürmezsen yanarsın.
Yaratana son borcunu öderken,
Bir şehadet getirmezsen yanarsın.
Davete açık tut kulaklarını,
Şubatlarda tek renk, tek tip Ankara
Beyaz karla, kara bir kış içinde.
Kolay kolay değişmeyen manzara;
Dört bir yan bembeyaz nakış içinde.
Sakarya sabah da yoğun, aksam da
Denize açılsa, göğe uzansa
Uçar yakalardım onu kuş olsam.
İnan bırakmazdım işimi şansa
Takılırdım ayağına taş olsam.
Avcı olsam düşürürdüm tuzağa,
Ne sevinçten anlar ne de tasadan,
Teli titremeyen sazlara küstüm!
Tok oturur aç kalkarım masadan,
Yemeği kokutan tuzlara küstüm.
Düşlerimde geçer en güzel zaman,
Yüz yıl önce kazanılan zaferle,
Yayıldı dünyaya ünün Kütahya.
Başta Başkomutan, Yiğit Askerle,
Yaşandı en mutlu günün Kütahya.
Yunan dedikleri üç günlük cücük
Hep böyle yüz yüze, göz göze olun,
Muhabbetle bakın birbirinize.
Daha henüz başındasınız yolun,
Sırt dönmeyin sakın birbirinize.
Benimseyin; milli manevi huyu,
Bir müzmin aşığa sordum: Mecnun’u
Çöl mü daha fazla yaktı, Leyla mı?
Tenhada bulunca sabrı, sükunu
Dilinden bir “oh” mu çıktı, Leyla mı?
Bal mı, tuz mu bozar ağzın tadını,
Otur bir masaya buldukça fırsat,
Bir gün istesen de oturamazsın.
Son hızla çalışsan yirmi dört saat,
Dünya işlerini bitiremezsin.
Devam etmek güzeldir de perhize,
Okumakla, dinlemekle olmuyor,
Manisa’yı ilçe ilçe gez de gör.
Güzelliği sararmıyor solmuyor,
İstersen kış günü karda, buzda gör
O Rezzak’tır; bilir kulun halını,
“Çek git dedi şu Iğdır’dan kör şeytan
Mel’unun sözüne uyarak geldim…”
Desem yalan olur vallahi yalan..
Hayırlısı budur diyerek geldim…
Valim “gitme” diye haber gönderdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!