Bu belki de girdiğim son mülakat,
Zira yaş elliyi geçip gidiyor.
Heyecan, endişe arttı üç beş kat
Tansiyon yukarı uçup gidiyor.
Ölüm bize yakın biz de ölüme
Ondan uzaklaşmak kaçmak ne mümkün.
Milyonlarca mevta “bak der halime”
Bu sesi duymadan geçmek ne mümkün .
Hayat bir bilmece ömür masalmış
Mustafamız aramıyor sormuyor
Bir suç mu işledim kusurum mu var?
Bu hale nedense aklım ermiyor
Bilmediğim başka bir durum mu var?
Bir şu fırın yaktı beni, bir de sen,
Aşkınızdan oluverdim kül gibi.
Susamla simit gibiyiz senle ben,
Sarmaş dolaş yaşıyoruz gül gibi.
Çemredik kolları hamur yoğurduk
“Çek git dedi şu Iğdır’dan kör şeytan
Mel’unun sözüne uyarak geldim…”
Desem yalan olur vallahi yalan..
Hayırlısı budur diyerek geldim…
Valim “gitme” diye haber gönderdi
Küçük bir şehirdir deme nesi var,
Elmaların alı Yeşil Iğdır’da.
İddialı en az Malatya kadar,
Kayısının balı Yeşil Iğdır’da.
Hem havalar sıcak, hem de yürekler
Kısa adımlarla upuzun yollar,
Uğraşma boşuna yürünmez gülüm.
Sonunda usanır açılan kollar,
Ve göze hiç bir şey görünmez gülüm.
Sevdalınım; ne kulunum, ne kölen
Hayat dedikleri çürük ipliğe,
Çaldın “elli sekiz” düğüm ihtiyar.
Kadim avcı er geç basar tetiğe,
Koparır hepsini bir “güm” ihtiyar.
Mutlak sahibidir mevcut her şeyin,
Çıkıverdin elli beşinci kata,
Dikkat et artıyor hesap ihtiyar.
Dünyada kavuştun az çok rahata
Ahiret’e hazırlık yap ihtiyar.
Sadece ibadet, hayır hasenat
Tek tek çıkıyorsun basamakları,
Tâbi yükseklerde gözün ihtiyar.
Artık yere sağlam bas ayakları
Yılların yorgunu dizin ihtiyar.
Altmış bir seneyi yığdın harmana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!