Şubat'tı soğuktu üşüyordum
Ayaz vurmuş kuru dallar gibi
Ömrümden ve senden geri kalanı
Islanmış Kirpiklerim
Gidip gelen o kalp atışlarım
Kabullendiğimden değil
Ben o kavşaklarda hiç yürümedim
Ya da ayaklarım pamuk ipliği örgülerle
Ne yiğitliği, sen onun derisine bürünmüşsün
Yiğitlik sandığın gövdelere
Acı olan yegâne şey can pazarlarında
Olanca günahın vebaliyim o da benim
Bana senin adınla gelen aşkı neyleyim,
Zulmün içinde her gün ağladı gülüşlerim.
Bir hayatın içinde ben acıyı oynadım
Öyleydi sahnelerde figüran gülüşlerim.
Mallorca limanın da sıradan bir gün
Gemiler son yolcusunu bekliyor
Rota doğu Beyrut Saloman beş gemisi
O yolcular arasında genç bir çocuk
Umuda yolculuk
Körpe Yüreğinin değeri ne kadar ederdi
Arabesk sözlere gerek yok artık,
Rıhtımda bir akşamı çalıyordu gözleri,
Sonra o elem veren edasıyla seslendi.
En koyusundan bir çay getir.
Çayın en koyusu gibi gözleri,
Niye diye cümlelerle başladım,
Niye yaprak döktün ömrüm.
Hep orada kanayıp kalsaydın,
Giderken döktüğün yaşlar gibi,
Bugün de kanattın bugün de.
Adım Baseme
Sana bunları Burj El Barajneh,
Mülteci kampından yazıyorum Meleni
Yazarken düşen her gözyaşım,
O amansız yaranın içinde kanarım işte,
Geceden yorgun geceden düştüm dara.
Kapandı mı sandın kanayan eski yara,
Sen benden gittiğinde bitmiştim zaten.
Bir sonbahar rüyası gibi gözlerinde kaybolmak,
En koyu günahlardan aşk'ın ile arınmak
Rıhtımlar bir sevdayı yazar utanarak,
Hangi dilde yazılır gözlerinin mavisi.
Sen hayaller kurdurdun sarayda bir köleye,
Seni bir annenin yüreğinden alıp gitmiyor zaman.
O sancılı doğumlar kokluyor yüreğinden
Meliyordu kuzular,
Ve Kelebekler kanat çarpmıştı nefesine
Onursuzca sevmenin
Bedeliydi o zindanlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!