Şimdi sensiz İstanbul.
Geceleri ezberim olan sokakların
Gündüzünde kaybolmuş yabancısıyım şimdi.
Gündüzün kör karanlığından
Gecenin zifiri karanlığına düşüp duruyordum.
Sırtımda kırk bıçak yarası,
Gizlenir ceketimin altında ,
Her nankörün,
Her vefasızın,
Her şerefsizin yaptığı,
Birer birer aklımda.
Sokağın,
Bir sazın perdeleri gibiydi.
Hangi perdeyi tutsam,
Az önce burdan geçmiş.
Kokun sinmiş gibiydi.
işte gidiyorum senden.
Bir yanım sende kalmış,
Bende kalanı almış,
Gidiyorum senden.
Sessiz çığlıklar içinde,
Mavisi soluk,
Yeşili talan edilmiş.
Gözü yaşlı bir sonbahar bu.
Eylül'e dadanıp durdular,
Ekim'i geçiştirip,
Bir izmarit daha düşmüştü,
Akşamdan kalma
Islak kaldırım taşlarına.
Oysa bu saatte geçmiş olurdu.
Sabahın sekiziydi.
Duyarım ki yâr,
Çektirmiştir şehrinin
Etrafına dikenli telleri.
Etme yâr!
Yapma yâr!
Vallahi de, billahi de,
Deli almış eline makasını.
Kesecekmiş yâr ile arasını.
Daha tutmaz eli makası.
Sorsan sanki terzi ustası.
Geceleri semazendir kendi.
Bülbülü aşık ettiler güle,
Oysa toprak olmuştum.
Ben o gonca güle.
Göz yaşı olup beslemiştim.
Hiç gelmemiştim dile.
Bu gece
Tüm kadehler dolacak.
Boş kadeh kalmayacak.
Her boşalan kadeh
Adını anarak kırılacak.
Ya bu can çıkacak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!