Ulus yararına toplumun doğru haber alma ahlakını yaşatma mesleğine gazetecilik denir. Bugün böyle bir gazetecilik anlayışı neden yoktur? Tek başına mücadele veren gazetecileri tenzih ederek yazıyorum.
Parasını reklamla soyguncu sermayenin verdiği iktidar ve muhalefet diye ikiye bölünmüş sermaye soygunu devamı şartı ile gücü iktidarda tutma veya oyuncu değişikliği yapma adına yapılan soygun sözcüsü olmaya gazetecilik deniyor. Birde küresel sömürge ile görevli medya var. Kışkırtma gazeteciliği ile kime hizmet ettiği konusunda sözde halkın sorunlarını dile getirmek adına kötü örnekleri göstererek toplumu bozan yayın yaparak adeta kötülüğün rezilliğinin gücü olmuşlar. Kamulaştırma sonrası bu sorunu da kökten çözüme kavuşacak. Detayları öğrenip yalakalık yapmasınlar diye yazmıyorum. Yabancı medyanın yayınları yasaklanacak. Onlar biliyor kendilerini. Reklam biteceği için bu konuda büyük değişim yaşanacak.
Kafa karıştırmak mümkün olmayacak. Türk ulusu huzur toplumu olacak.
♾️▪️Önder Karaçay ▪️♾️
Yüze gülecek kadar dost bildiğimiz insanların, arkamızdan konuşacak kadar yüzsüz olmaları garip değil mi?
Bizim bunu geç anlamış olmamız ve kendimizi bile sorgulayarak kadar güveni yok eden halimiz garip değil mi?
Ulaşamayacağımızı sandığımız kadar yüksekte olduğunu varsaydığımız kişilerin karşısında o insanların eğilmeyi gerektirmeyecek kadar alçakta olduğu gerçeğini bilmiyor olmamız garip değil mi?
Geldiler, yenildiler, gittiler
Tekrar getirildiler,
Tekrar yenilip,
Tekrar gidecekler
Bir cenk yaşamım
Tehlikelerle dolu
İçinde sevgiden ötürü alışılan
Cesaret ve direnişin her haliyle dolu
Hiç yalansız
Bugün çok ağır bir bedel ödemek zorunda kaldıysak bunun sebebi Atatürk'ün uyarılarını dikkate almadığımız ve onun yolundan gitmeyi terk edenlerin peşine takıldığımız içindir.
Selçuklu ve Osmanlı imparatorluğu dersi bize yetmemiş olmalı ki Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk ulusunun sonunu getirmek isteyenlere siyasi yetkiler ve üretim ve hizmet araçlarını teslim etmek gibi ihanet boyutunda hatalara düşmüşüz.
Kendi içinde bu kadar çok düşmanı olan bir toplumun bunu yaşamış olması çok garip değil aslında. Garip olan iç düşmanlığın yaptığı ihanet ile gurur duyuyor olmasıdır. Geçmişte defalarca bu tür bedeller ödediğimiz halde bir türlü ders almıyor aynı tuzaklara düşüyoruz.
Geçmediğini biliyorsun, biliyoruz, tümümüz geçti gibi davranıyoruz geçmediğini bildiğimiz halde.
Kim kalıcı ki bu yaşam da?
Hangi çaba hangi isim nasıl kalır geçmiş ve geleceğin birlikte yaşandığı anda.
Yaşam bir yol gösterir, sen yolundan çıkmadığın sürece
Aynı gökyüzü altında güzel izler bırakmak varken yaşam da savaş, şiddet, kan, soykırım, talan ve vahşi barbarlığa neden hizmet ediyor dayatmacı imece?
Artık dayatmacı zorbalığın takındığı durumu anlamak da ve izah etmekte bile zorlanıyoruz, ilk iki cümle de sorulan soru ile zorbalığı zorda koymuyor ise şiddete şiddet dışında çözüm yok mu demek istiyor çalıntı gücüne sarılan?
Bir tek zulüm etmek bir türlü yorgun düşmüyor!
Gökyüzü bizim, yeryüzü bizim, umut bizim, an zaman bizim, yaşamın yeni misafiri olacaklar; yarınlar sizin.
Yarının dünyasını bugünden tüketmek isteyenlere ne oluyor? Sormak hakkımız değil mi?
Hayatta bir şeylerin altını çizmek için
Didinip durursun
Vakti gelince
Üzerini çizer hayatın ecel
Gecikmez ölüm
Gitmemek mümkün mü?
Herkes bir gün gider.
Kimi dünyamızdan,
Kimi yanımızdan,
Kimi gönlümüzden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!