“Efendiler, savaş, muharebe, nihayetinde meydan savaşı yalnızca karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Bu, milletlerin çarpışmasıdır. Meydan savaşı, milletlerin tüm varlıklarıyla; ilim ve fen alanındaki seviyeleriyle, ahlâklarıyla, kültürleriyle, kısacası tüm maddî ve manevî güç ve erdemleriyle ve ellerindeki her türlü imkânla sınandıkları bir imtihan sahasıdır. Bu sahada, karşı karşıya gelen milletlerin gerçek kuvvetleri ve değerleri ölçülür. Sonuç, yalnızca bedensel gücün değil, bütün güçlerin, özellikle de ahlâkî ve kültürel gücün üstünlüğünü ortaya koyar. Bu sebeple, meydan savaşında yenilen taraf milletçe ve ülkece bütün maddî ve manevî varlığıyla mağlup edilmiş sayılır. Böyle bir sonucun ne kadar korkunç olabileceğini tahmin edersiniz. Yok olup gitmek yalnızca savaş alanındaki orduyla sınırlı kalmaz; asıl, o ordunun bağlı bulunduğu millet felakete sürüklenir. Tarih, başındaki hükümdarların, ihtiraslı politikacıların birtakım hayalî emelleri uğruna, istilacı orduların ve milletlerin düştüğü bu tür korkunç akıbetlerle doludur.”
Mustafa Kemal Atatürk
Bu pasaj, Mustafa Kemal Atatürk’ün 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da yaptığı konuşmanın bir bölümüdür. İlk kez yayımlandığı yer: Hakimiyet-i Milliye gazetesi, 31 Ağustos 1924.
Çocukken içimde yaşadığım bir hayalim vardı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşadığı zaman da neden yaşamadım diye bir hayıflanma duygusu içimi sürekli kemirir dururdu.
Bunu şundan dolayı istiyordum. Devrim tam manasıyla kendisine sahip çıkacak bilinçte insan yetiştirmemişti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün
Emanet ettiği vatan cennetti
1950 sonrası kol kola girmiş
Siyaset ve sermayenin kirli niyeti
Cehanneme çevirdi memleketi
Son defa bakmanın vakti gelmesin
Alışkın olduğum bakışlarına
Asya gibi geçmişe götürüyor
Bu alışkanlığa gözlerim aşina
Çan holding bankasında çalışarak yirmi yıla yakın karanlık sicil tuttu.
12 Eylül 1980'in intikamını 12 Eylül 2012 tarihinde kendi ayaklarına kurşunu kendi kararları ile sıktırarak aldı.
Yirmi yıl da tuttuğu karanlık sicil bütün kanlı darbe soygunun arkasında, medya algı operasyonu yapan şer ve şirk tehdit gücün sermaye, siyaset, medya ve işbirliği içinde hareket eden nato adına çalışan askerler olduğunu belge ve bilgileri ile tespit etti.
Gecenin efkarında Atatürk geldi aklına
O bizsiz, biz onsuz değildik
Derin sancı yürekten titretiyordu
Hepimizi birden
Bıraktı birden kendini deryaya
Bize mücadeleyi miras bırakmayı ATATÜRK öğretti.
Dünyadaki servetin miras bırakıldığını ise size ŞER öğretti.
Hiçbir dünyaya götüremeyeceğimiz ve bu dünyanın herkese ait olan değerlerini tek bir yerde toplayarak geriye kalan herkesi köle etmeyi insanlık mı sanıyorsunuz bire gafiller.
🔘 Atatürk'ü Tanıdığını Zannedenler Özellikle İyi Dinlesin İyi Okusunlar 🔘
Aynı süreçlerden aynı amaç uğruna çağa uygun onun gibi geçtim.
İfadesi bilinmez bugüne kısmet ve demişti ki;
Atatürk'ü seviyorum
Çünkü;
Koyu bir dinci ve muhafazakar kadar sağcı faşist olmayı tercih etmedi.
Sömürgeci kapitalistler kadar işbirlikçi ve doyumsuz olmadı.
Ne kapitalizme ne de dolaylı sömürgeye hizmet eden diğer hiçbir ideolojiye bulaşmadı.
Karşılık beklenen bir iyilik iyilik midir?
Yoksa kılık değiştirmiş bir kötülüğün tutumu olup olmadığının ayırdını yapabilmek nasıl mümkündür?
Dingin, doğal, frekansı yüksek bir bilinç enerji seviyesine sahip bir tinin etik ahlak anlayışı çabası kötülüğün kucağında perişan olan bir dünya tarafından fark edilmemiş olabilir. Üzerine örtü çekilerek görmezden gelinmiş gibi kimse yaşananın farkında değilmiş gibi iki yüzlü bir tutum geçici hüküm sürmüş olabilir. Nereye kadar sorusu ise yanıtsız kalır.
Beklentisiz bir makamda yüksek bilinç tin bir ahlak hakikat ile kurduğu bağ karşılıksız iyiliği evrensel boyutta farkındalığı yüksek bir ışığa dönüştürür.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!