İletişim çağındayız ya! Ondandır.
Gündelik sorunlarımıza sahip çıkmaya başlamış olmamız, örgütlüyor aslında hepimizi sessiz sedasız.
Dipten gelen bir dalgayı içimde hissediyorum bağlarımdan biri gibi.
Yaşamın en ahlaksız tarafı her varlığın kendi payına düşen hakkına razı olmak yerine daha fazlasını arzu etmesi ve bu arzuyu gerçekleştirmek için de başkalarının hakkına gücü yetenin gücü yetilenin hakkına çökerek ele geçirilmesi düzenine ekonomi denilmiş olmasıdır.
Soyguncu, soykırımcı, yayılmacı haçlı batı son yıllarda ne demek istiyor;
Sürdürülebilir talan düzeni için onca yıldır onca kanlı askeri ve sivil darbelerle yatırım yaptık bu kötülük çaba boşa gidemez.
Üzücü olan içinizde ki haçlı işbirlikçi zihniyetin bu amaca yönelik bilinçli sürdürülebilir kötülük düzeni kurma çabası içinde bu çökme oyununun bir parçası olmasıdır.
Oysa kamulaştırma devrimi ekonomisinde eşit paylaşım vardı. Özelleştirme talanı ile bu paylaştım düzeni Türk ulusunun doğal kaynaklarına üretim ve hizmet araçları sahipliği ile çöken kodamanların yararına bozulmuş olmasıdır.
Bu sebeple tek yetki de ısrar ediliyor.
Osmanlı İmparatorluğu, dinci padişahların beceriksiz yönetimi sayesinde özelleştirme benzeri yöntemlerle üretim ve hizmet araçlarının düşmanın eline geçmesi galata bankerlerinin talanı ile gerçekleşti ve devlet tarih oldu. Abdülmecid, Abdülhamid, Vahdettin süreci aynı Selçuklu devleti zamanında Keyhüsrev, Keykubat devri sonrası devletin yıkıldığı gibi. Arap ve Fars kültürü din adına siyasi faaliyetler ile iki devlet kaybettik.
Sümerlerin Arap akad tarafından yutulması tecrübesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti Adnan Menderes, Turgut Özal, Kenan Evren, Süleyman Demirel, Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan ile aynı kederi yaşıyor.
Mustafa Kemal Atatürk Anadolu topraklarını Türk ulusunun direnişi ile kurtardı ve aynı son bir daha yaşanmasın diye devrim yaparak Türkiye Cumhuriyetini kurdu.
Kaybettiğinde insan şunu anlamak zorunda kalır;
Kaybettiğini kaybetmemek için yeteri kadar emek vermediğini.
O an insan için en geri dönüşü daha büyük zorluklar üreten en çaresiz andır.
Yazar Murathan Mungan'a ait bir söz diye bilinen 'ülkemizin resmi dini iki yüzlülüktür der hatırladığım kadarıyla. Gerçi kendisi dijital ortamlarda bana ait olduğu söylenen sözler hakkında kendisi de emin değilim diyor.
Sözün kime ait olduğundan çok sözün doğruyu dile getirip getirmediği değerini artırır veya azaltır.
Sadece ülkemizin dini değil siyaseti, sermayesi, medyası dahil tümü iki yüzlüdür.
İlim akar çağ değiştiren gönüle,
Ey insanoğlu sen yine de kendini satarak gömülürsün çıkarın için çölüne!
▪️Önder Karaçay ▪️
Dörtte üçü su olan dünyada
Kuraklık yaşıyoruz
Ruhumuz gibi doğada çöl oluyor
Umursamıyoruz
Ağaçları, ormanları yok edip
Sömürüye engel olmaya kalkarsanız sizden kötüsü yok!
Sömürüye destek olup omuz verirseniz sizden iyisi yok!
Biz çomak sokmayı seçtik, onun kötüsüyüz.
Aşık Şenlik Kimdir ?
Asıl adı Hasan olup 1850'de Çıldır'ın Suhara (Yakınsu) köyünde doğmuştur. Aşık Şenlik Terekeme (Karapapak) boyundandır. Karapapak ağzını en yetkin biçimde kullanan Şenlik, 14 yaşında kuş avcılığı yaparken dere boyunda uyuya kalmış, düşünde aşk badesini içmiş. Kalkınca şiir söylemeye başlamış. 19 yaşında iken Ahıl kelek'in Lebis köyünden Aşık Nuri'den saz çalmayı öğrenmiştir. Kars, Ahıska, Borçalı, Tiflis, Gürü ve Revan'ı , dolaşmış, çağının birçok aşığıyla karşılaşmalar yapmıştır.
Şenlik vefadan yakınır. Toplumdan şikayetçi değildir. Toplum içerisinde bir insan düşmüşse bu toplumun değil kişinin suçudur. Kişi, Sakınarak gezmeli ve konuşmalıdır. Şenlik çağı, halk ozanları bakımından geniş ve güçlü bir çağdır. Ozanımız bu ozanlardan Feryadi, Mazlumi, Sümmani, Aşık Abbas ve İzani ile karşılaşmıştır. Sümmani, ile bütün hayatları boyunca bir kardeş gibi yaşamışlardır. Dil olarak ağdalı bir dil kullandığı görülsede, çağının ozanlarında genel olarak görülen bu durum, salt Şenlik için eleştiri konusu edilebilecek bir özellik değildir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!