12 Eylül 1980 tarihinde çocukluğumu vurdular!
O yara ile büyüdüm ve mücadeleye giriştim.
12 Eylül 2012 tarihinde çocuklarımın ekmeğini vurdular!
Birbirimizin ayağına basa basa
Omzuna değe değe tıka basa yaşıyoruz
Konfor alanlarımız çok daraldı
Sığamadık bir türlü dünyaya
Çoğaltmak lazım;
Suda balıkları, gökyüzünde kuşları, yeryüzünde yüzü gülen çocukları, insanın tutunabileceği dalları çoğaltmak lazım.
Kalpte sevgi ve ilgiyi, usta bilgiyi, davranışta görgüyü, insan insana saygıyı çoğaltmak lazım.
Cumhuriyet gazetesi tehlikenin farkındalar diye manşetler attığı yıllarda çan holdingin bankası içinde sermaye ve siyasetin karanlık sicilinin kaydını tutuyordum. Çoğunluk tehlikenin farkında bile değildi. Sermaye, siyaset, tarikat cemaat, asker ve medya araçları kullanılıyordu.
Kimseye bir haksızlık etmemek adına niyet okuyan yönüm ile yaşanan gerçekler o tehlike ile birebir örtüyor mu diye adeta yaşam boyu kılı kırk yararak iğneyle kuyu eştim.
Zamanı geldi 12 Eylül 2012 tarihinde sermaye kendi ayağına kurşunu sıktı ve beni sebepsiz işten çıkarttı. 2005 yılından o güne kadar bana bankanın yapmadığı eziyet kalmadı. Her karanlık sicil tuttum hem hiçbir koz vermeden bu acıya dayanarak o kötülüğe dayandım. O tefeci soygun yapan şerden bir hayır çıkacaktı. Hırsızlığı suçüstü ettim.
Önce uyardım. Sonra büyüklendiler. Kim büyüklenir düşünün. 21 Aralık 2015 tarihinde gemi kılığında kitap, kitap kılığında gemi susuz şer denizi sosyal ağlar da yüzdü ve kapitalizmin amiral gemisi çan holdinge ait bir bankanın itibarını kozmik devrimi başlatarak doz artışı yaparak ilk bedeli ödetti.
21 Ocak 2016 tarihinde yeryüzünde tüm zalimleri Anadolu da yaşatılan zulmün bedeli olarak canlı ölülere dönüştüren ibret yaşandı. Bilderberg fatihi birisi yaşamdan alındı. Türkiye'nin en zengin iş adamı kendi hastahanesine yetiştirilemedi diye yaygara koparttılar. Neler olup bittiği anlaşılmasın diye.
28 Şubat darbesinin ürünü sermaye siyaset kol kola girerek 15 Temmuz sivil darbesini yaptılar. Bugün de Anayasa değişikliği ile Cumhuriyete son verme oyununu mecliste oynamak istiyorlar. Osmanlı millet sistemi saray zulmü dayatılıyor.
İletişim çağındayız ya! Ondandır.
Gündelik sorunlarımıza sahip çıkmaya başlamış olmamız, örgütlüyor aslında hepimizi sessiz sedasız.
Dipten gelen bir dalgayı içimde hissediyorum bağlarımdan biri gibi.
Yaşamın en ahlaksız tarafı her varlığın kendi payına düşen hakkına razı olmak yerine daha fazlasını arzu etmesi ve bu arzuyu gerçekleştirmek için de başkalarının hakkına gücü yetenin gücü yetilenin hakkına çökerek ele geçirilmesi düzenine ekonomi denilmiş olmasıdır.
Soyguncu, soykırımcı, yayılmacı haçlı batı son yıllarda ne demek istiyor;
Sürdürülebilir talan düzeni için onca yıldır onca kanlı askeri ve sivil darbelerle yatırım yaptık bu kötülük çaba boşa gidemez.
Üzücü olan içinizde ki haçlı işbirlikçi zihniyetin bu amaca yönelik bilinçli sürdürülebilir kötülük düzeni kurma çabası içinde bu çökme oyununun bir parçası olmasıdır.
Oysa kamulaştırma devrimi ekonomisinde eşit paylaşım vardı. Özelleştirme talanı ile bu paylaştım düzeni Türk ulusunun doğal kaynaklarına üretim ve hizmet araçları sahipliği ile çöken kodamanların yararına bozulmuş olmasıdır.
Bu sebeple tek yetki de ısrar ediliyor.
Osmanlı İmparatorluğu, dinci padişahların beceriksiz yönetimi sayesinde özelleştirme benzeri yöntemlerle üretim ve hizmet araçlarının düşmanın eline geçmesi galata bankerlerinin talanı ile gerçekleşti ve devlet tarih oldu. Abdülmecid, Abdülhamid, Vahdettin süreci aynı Selçuklu devleti zamanında Keyhüsrev, Keykubat devri sonrası devletin yıkıldığı gibi. Arap ve Fars kültürü din adına siyasi faaliyetler ile iki devlet kaybettik.
Sümerlerin Arap akad tarafından yutulması tecrübesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti Adnan Menderes, Turgut Özal, Kenan Evren, Süleyman Demirel, Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan ile aynı kederi yaşıyor.
Mustafa Kemal Atatürk Anadolu topraklarını Türk ulusunun direnişi ile kurtardı ve aynı son bir daha yaşanmasın diye devrim yaparak Türkiye Cumhuriyetini kurdu.
Yazar Murathan Mungan'a ait bir söz diye bilinen 'ülkemizin resmi dini iki yüzlülüktür der hatırladığım kadarıyla. Gerçi kendisi dijital ortamlarda bana ait olduğu söylenen sözler hakkında kendisi de emin değilim diyor.
Sözün kime ait olduğundan çok sözün doğruyu dile getirip getirmediği değerini artırır veya azaltır.
Sadece ülkemizin dini değil siyaseti, sermayesi, medyası dahil tümü iki yüzlüdür.
İlim akar çağ değiştiren gönüle,
Ey insanoğlu sen yine de kendini satarak gömülürsün çıkarın için çölüne!
▪️Önder Karaçay ▪️
Dörtte üçü su olan dünyada
Kuraklık yaşıyoruz
Ruhumuz gibi doğada çöl oluyor
Umursamıyoruz
Ağaçları, ormanları yok edip




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!