Varlık evrenin içinde yaratanın adına yeryüzünde bir güç değil, o ulu varlığın öz cevherin bir parçasıdır. Güç şirk peşinde koşanların düştüğü bir tuzaktır. Ne mutlu varlığını ve tinini kötü niyete satmadan tabiatın bir parçası olarak görenlere, doğal kaynakları yaşamın tüm paydaşlarının ortak hakkı olarak görüp kendilerine ve ayrıcalıklı olanlara güç devşirmek için talan etmeyenlere, kimseyi kendine biat ve itaat etmeye zorlamayan, öteki varlıkların muhtaçlığını sömürerek bu sömürge üzerine dayatmacı düzen kurmaya kalkmayan insanlara ne mutlu.
▪️Önder Karaçay ▪️
İnsan yaşam da gövdesi kadar yer kaplar ise yeryüzünde varlığı ile yokluğu arasında bir fark olmaz. İnsan yeryüzünde yüreği kadar yer kaplarsa sayısını bilmeyeceğini kadar insanın yüreğinde yer edinir ve sonsuza kadar varlığını bedeni olmasa bile yaşatır.
▪️Önder Karaçay ▪️
Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, malda yalan, mülkte yalan, al biraz da sen oyalan!
Tek yetki ile yaşanan zulüm budur. Oyalandı ve pişmanlık üreterek bitti!
Yaşam her çağda benzer bir döngü.
}{▪️Varlığın yuvası dildir. Varlığın tabii yuvasına aykırı yabancı dilleri kültüre dönüştürmek varlık soykırımıdır. Türk ulusunun dili Türkçe olup yaşamı da bu yuvanın içinde misyoner her türlü saldırıdan uzak korunması gerekir. Din bir duyunc duygusudur ve tek bir dile mecbur değildir. Bunu son dinin kitabı da ilgili ayetleri ile bin dörtyüz yıl önce bildirmiş olmasına rağmen hala arap kültürü dili ile birlikte bir misyoner dincilik oyununu aynı ingilizce olmazsa olmaz vb gibi soykırımcı eğitim ve öğretim anlayışı 1950 başlangıçlı küresel kanlı soyguncu darbeli müdahalelerin eseridir. Devrimin haklı gerekçelerle hakikat ahlakına uygun bir zemine oturması için her bilgiyi eğmeden ve bükmeden ortaya koyacağız. Irkçı mezhepçi ve dil üzerinden de bölücülük faaliyetine Türk ulusundan izin çıkmaması için bir yurttaş hukuku ve etik ahlakı ile biz bilinci ortaya koyacağız. Kendi dil yuvasını sömürücü kültür dilleri yararına soykırıma uğratan toplumlar yurduna ve yuvasının diline sahip çıkmadığı için yıkılır. Amaçları dilimizin yuvasını yıkmak değil ise bu bölücülük neyin eseridir? ▪️}{
▪️Önder Karaçay ▪️
Bir damla su, bir avuç toprak.
Başlangıç ve bitiş iki ayaklı varlığa ne kadar ırak!
Kadim kök ağacın dalında sonsuza kadar açar yaprak.
İkiye ayrılır varlıklar; iyiler ve kötüler diye. Başka bir ayrım yoktur.
Biri diğerinin değerini ortaya çıkartır..
Dal kırılır, yaprak düşer, çınarın kökü dal kıran yıkımın hakkından gelecek dallar sürer,
Yaşamına giren her ne varsa nasibin olmayabilir.
Yaşamından çıkan her ne varsa kaybın değildir.
Sorun kendinsin.
Bakış açını içten temizlik yaparak tinsel tesirler ile uyandırır isen nasibin ve kaybın kendin olduğunu görürsün.
Seni sen olmadan kullananlar nasip ve kayıp arasında bitirirler.
Umarım bu kadim bilgelik ve ilmi sır dolu bilgileri okur, içselleştirir tuzağa düşmemeyi öğrenirsin.
Tek odak daha çok kar
Kalıp dökülmüş her iki ayaklı üzerine
Sürekli tekrarı çile
Yaratan çabayı özgürlükten uzaklaştırmaya kalkar
Her kütleye dönüşmüş kitle tüketilebilir
Biz de yoktu
Varlık kuyruğuna girebilecek kadar
Metelik
Varlığında kuyruğu mu olur diyenler
Çok haklıydı
Yeryüzünün geçici misafirleri vardı. Yalnız kalıcı misafir gibi davranıyorlardı.
Bu kötülüğü nereden öğrenmiş olabilir ki bu kalıcı olmayan geçici varlık ve yokluk çekişmeleri ise sahneden bir türlü inmiyordu.
Hangisinin niyetini açıp baktıysam altından bir haklı olmayan haçlı bir haç çıktı.
Ey korku içinde titreyen öz bilinç imanı zayıf esir sen o güzelliği kucaklayan kollarını açsana.
Hakikat yeryüzünde yerinde yine devrim üretti uyanıp kendi varlığının tadını çıkartsana.
Genel yararı şahsi çıkara satmanın yıkımını durduracak olan sensin sen kendine dön senin sayende seni soyanı ve doymayanı bıraksana!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!