O saat o dakka geldiğinde
Son nefesimi alıp verdiğimde
Birbirlerine dostlar
“şair ölmüş” diyecekler
Yedikat yabancı duyacak
Belki de sadece ailem bilecek
BALIKÇILAR
Unutulmaz o çocukluk günlerimizin
anısına, bütün arkadaşlarıma ithaf olunur...
Havva Ebe, ineği sığıra saldıktan sonra, Ömer’in uyuduğu odaya girdi. “Ömeer, haydi kalk, ne yatıp durun, öğlen oldu dışarısı” dedi. Tandır evine geçti. Çay bardaklarının şıngır şıngır sesleri geldi. “Haydi kalk” diye yeniden seslendi tandır evinden.
nasıl da gittin
arkana bakmadan
bir “hoşça kal” bile demeden
nasıl da karıştın
karanlığa
kör yarasalar gibi
Sevgili kardeşim Nedim,
Doğanın fışkırdığı, her tarafın yemyeşile kestiği, bin türlü börtü böceğin bir garip telaşın içinde olduğu şu mayıs ayının 5. günü (05.05.1980) sabahın alacakaranlığında yatağından kalkmış, göğsünü sabah yeline vererekten sabah namazının abdestini almış ebem.
Namazını kıldıktan sonra, ineğini sağıp sığıra salmış. Eve çıkıp derlemiş, toplamış etrafı. Evi süpürmüş. Yatakları filan düzeltmiş. Odaları düzenlemiş. Sonra da, “Varayım Dudu Ebe'nin gelininin yanına gideyim” demiş, kendi kendine. Kalkmış sizin eve gelmiş. Kâh yatmış uyumuş. Kâh kalkmış konuşmuş. Dereden tepeden. Köyden şehirden. Oğullardan kızlardan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!