konuşacak hal mi kaldı
söylenecek söz mü kaldı
çalınacak saz mı kaldı
sen gittikten sonra
kırıldı umutlarım
ÇİNÇİN’deki VİLLA
Okula vardığımda, Cemalettin ile Kemal henüz gelmemişlerdi. Kantine geçip, çeyrek ekmek arası yumurta ve bir bardak çay alıp, bir köşeye oturdum. Cemo ile Kemal’de az sonra geldiler. Onlar da ekmeklerini alıp yanıma oturdular.
Ekmeklerimizi yiyip bitirdikten sonra Cemo ile ben birer sigara yaktık. Kemal sigara içmezdi. Cemo, sigarasından bir nefes çektikten sonra, “bugün Çarşamba, la bebeler okulu asalım mı? Bulut’a gideriz.” dedi. “Benim de canım rakı çekiyor, asalım valla” diye karşılık verdi, Kemal. İkisi birden bana baktılar. “Benim için fark etmez” dedim. “İçelim anasını satayım.”
Ben, Samanpazarı’nda bir terzihanede terzi kalfalığı yapıyordum.Cemo, Siteler’de marangozhanede çalışıyordu. Kemal ise, yine Siteler’de, babasının bakkal dükkanında çalışıyordu. Üçümüz de, gündüzleri çalışıp, geceleri okuyorduk. Yani, akşam lisesine gidiyorduk.
Okulda, çarşamba günleri az ders yapılırdı. Hem de dersler bu akşam o kadar da önemli değildi bize göre. Resim, müzik, vs.
nasıl da gittin
arkana bakmadan
bir “hoşça kal” bile demeden
nasıl da karıştın
karanlığa
kör yarasalar gibi
O saat o dakka geldiğinde
Son nefesimi alıp verdiğimde
Birbirlerine dostlar
“şair ölmüş” diyecekler
Yedikat yabancı duyacak
Belki de sadece ailem bilecek
unuttu gözlerim gözlerini
ellerim unuttu ellerini
ayaklarım sana gelmeyi unuttu
yorgun düştü gönlüm bu sevdadan
titremiyor kalbim şimdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!